Her bayramda, yaşı biraz ilerlemiş olanlar eski bayramları hatırlar; kendi çocukluğunun, ilk gençliğinin bayram tadlarını düşünür.
Bayramlar, geriye dönüş için güzel gerekçelerdir.
Uzak düşülmüş dostlar, yitirilmiş yakınlar bayramlarda en güzel anılarıyla hatırlanır, geçmişte kalmış güzel yaşantılar adeta yeniden yaşanır.
Zaman meselesi
Bayramlar bir süredir daha çok "televizyon" bayramlarına dönüştü. Çok kısıtlı bir kesim bu tatilden yararlanıp turizm yaparken çok geniş kesim de evde televizyon seyreder oldu. Çünkü bayram ziyaretleri eskisi gibi "zaman almıyor. Araçlar daha hızlı, yollar çok, otomobil çok. Bayram ziyareti yapacak olanlar hemen "yapıveriyor" ve geriye bir sürü boş zaman kalıyor. Böylece bayramların ana meşgalesi televizyon oluyor.
Televizyon tabii ki bütün dünyada insanların işlerinden sonra en çok zaman ayırdıkları ilgi alanı. Daha az gelişmiş ülkelerde, hiç denecek kadar az kitap gazete okunan ülkelerde televizyon karşısında oturulan süre artıyor, daha gelişmiş ülkelerde azalıyor.
Bu bayram da ülkemiz nüfusunun yüzde 95'i zamanının çoğunu televizyon karşısında geçirecek. Hatta ziyarete gidilen evlerde de televizyon açık olacak, uzaktan kumandayı eline geçiren, göz atılacak programı tespit edecek.
Hepsi hepsi sekiz soru
Televizyon konusuna girmişken, "sade izleyici" olarak aklımıza takılan ve çok insanın da aklına takıldığını sandığımız bazı sorulan, bu fırsattan istifade sorabiliriz.
1- Programlar niye daha önce açıklanmış olan saatte başlamaz, hep rötar yapar? Bunların belirlenmiş saatlerde başlamasını sağlayacak kimse yok mudur?
2- Prime time denilen saatte yayınlanan bütün yerli diziler neden aynı konulardadır? Bir aile dizisi başlayınca bütün kanallarda aile dizisi; bir Kürt dizisi başlıyor, bütün prime time'lar Kürt dizisi oluyor. Bu dizileri yazan ve çekenlerin ayrı fikirleri olamıyor mu?
3- Önemli bir toplumsal olay meydana geldiği zaman bütün kanallarda aynı kişiler görüş veriyor, birkaç kişi bütün televizyon kanallarını dolaşıp aynı şeyleri söylüyor. Bunlar bir merkezden mi ayarlanıyor, yoksa Türkiye'de o konuda görüş sahibi başka insan yok mu?
4- Haberlerde, özellikle son dönemdeki savaş haberlerine öyle görüntüler konuluyor ki izleyiciler boş bulunsa savaş başladı zannedecek. Kullanılanlar arşiv görüntüleriyse ekranın bir köşesine "arşiv" ve belki de tarih yazmak gerekmez mi?
5- Alttan ve yandan geçen reklamlar bazen ekrandaki asıl görüntünün görülmesini engelliyor. Bunlar için daha makul bir ölçü kullanılamaz mı?
Bu reklamlar özellikle futbol maçlarında izleyiciye sürekli pozisyon kaçırtıyor. Futbol maçları zaten para ödenerek seyredildiği için üstüne reklam girmek parasını ödemiş izleyiciye haksızlık değil mi?
6- Filmlerin sonundaki yazılar kesiliyor. Türkiye'de de bir oyuncunun adını hatırlamak, bir müzik parçasını hatırlamak için bu son yazılara bakmak isteyen insanlar olabileceği kimsenin aklına gelmiyor mu?
Buradan çalınan 1-2 dakikanın neye faydası olur?
7- Bilgi yarışmalarında, genel izleyicinin moralinin bozulmaması için mi "bilgisiz" yarışmacılar seçiliyor?
8- Her yetkilinin konuşmasını canlı yayından vermek şart mı? Canlı yayını bulmuşken, yetkili kişinin lafı boşu boşuna uzattığını kimse görmüyor mu?
Bütün televizyon kanallarıyla ilgili sorularım bu kadar. Televole işine hiç girmeyelim.
Bütün okurlarımıza mümkün olduğu kadar az televizyonlu, iyi bayramlar dilerim.
Televizyon bayramları
Her bayramda, yaşı biraz ilerlemiş olanlar eski bayramları hatırlar; kendi çocukluğunun, ilk gençliğinin bayram tadlarını düşünür. Bayramlar, geriye dönüş için güzel gerekçelerdir
Haberin Devamı

