Tek partiye doğru?

Yerel seçimler yaklaşırken yüzlerce kamu görevlisi, belediye görevlisi istifa edip AKP'den aday olmak için yarışmaya başladılar

Haberin Devamı

Yerel seçimler yaklaşırken yüzlerce kamu görevlisi, belediye görevlisi istifa edip AKP'den aday olmak için yarışmaya başladılar. Beklenen, AKP'nin ezici bir çoğunlukla yerel seçimleri kazanmasıdır. Bunun anlamı, birkaç büyük şehir dışında yerel yönetimlerin yüzde 60-70'inin AKP'nin eline geçmesidir.

* Kamuoyu araştırmaları da bu beklentiyi doğruluyor. ANAR'ın son yaptığı araştırmaya göre bugün seçim olsa (kararsızlar ve fikri olmayanlar dağıtıldıktan sonra) AKP oyların yüzde 53,5'ini alacaktır. İkinci parti CHP 2002 seçimlerine göre gerileyecek ve yüzde 15,2'ye düşecektir. Üçüncü parti yüzde 6,6 ile DEHAP'tır. Bu partinin oy yoğunluğunun Güneydoğu'da bulunması nedeniyle Kürt kökenli vatandaşların çoğunluk oldukları il ve ilçeleri DEHAP kazanacaktır.

* Dördüncü sırada yüzde 6,1 ile Genç Parti gelmektedir. Bu partiye oy vermeyi düşünenlerin herhalde bir bildikleri vardır. Uzan ailesinin birçok ferdi kaçak durumdadır, çok ağır suçlamalarla yargılanmaktadır ve seçmenin yüzde 6,1'i bu ailenin partisine oy vermeyi düşünmektedir. Bunda gariplikten öteye bir durum vardır, herhalde sosyologlar, psikologlar bunun açıklamasını yaparlar.

Bu araştırmadaki eğilim de çok açıktır. Merkez sağdan en sağa kadar olan kesimin öncelikli tercihi AKP'dir. Eğer bu oy oranları gerçekleşirse ve AKP yerel seçimden "tek parti" konumunda çıkarsa Türkiye yeni bir kritik döneme girmiş olacaktır.

Zafer sarhoşluğuyla...
* Oylarını yüzde 50'nin üzerine çıkarmış, yerel yönetimlerin büyük çoğunluğunu almış bir iktidar partisinin soğukkanlılığını koruması zordur. 1957'den bu yana ilk kez bir siyasi parti, yüzde 50'nin üzerinde bir oyla iktidarını perçinliyorsa, kendisini olağanüstü güçlü hissetmesi de doğaldır.

Bunun günlük hayattaki karşılığı ise hiçbir uyarıyı dinlememek, hiçbir eleştiriye kulak asmamaktır. Bu duygu 1957 seçimlerinden sonra Adnan Menderes'e "odunu aday göstersem milletvekili seçilir" sözünü söyletmiş ve gelişmeler demokratik rejimin ilk askeri müdahalesine kadar gitmiştir.

* AKP içinde, kendilerini henüz iktidarın "nimetleri "nden faydalanmamış hissedenler çoktur. Bu nimetlerin ille de maddi olması gerekmez. Atatürk'ün üniformalı resminden rahatsız olanlar bu kez kendilerini bu resmi kaldırtabilecek güçte göreceklerdir. Hükümetin geri adım atmak zorunda kaldığı türban, Kuran kursları, imanı hatip mezunlarının normal lise hakları gibi konular kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir.

Başbakan'ın bisküvi ve kola dağıtarak para kazanmaya devam etmesinden şu anda çok az kimse rahatsız olmuşa benziyor. Kendi gücünün tadına varmış bir iktidar ortamında bütün bisküvi ve kola satışlarını yapmak da "doğal bir hak" olacak, böyle görülecektir.

* Türkiye bu filmi daha önce gördü, acılarını yaşadı. Bir kez daha görmesi gerekmiyor. Ancak bunun için de iktidarı kontrol edecek güçlü siyasi sistemlerin varolması gerekiyor. Bunu yapacak bir siyasi parti olmayınca da "tabiatta boşluk olmaz" yasası devreye girer ve sıkıntılar katlanarak büyür.

DİĞER YENİ YAZILAR