Tehlikeli sözler

Dışişleri Bakanı Meclis'te karikatür kriziyle ilgili bilgi verirken "Batıda anti semitizmin yerini İslamofobinin aldığını" söyledi

Haberin Devamı

Dışişleri Bakanı Meclis'te karikatür kriziyle ilgili bilgi verirken "Batıda anti semitizmin yerini İslamofobinin aldığını" söyledi.

Burada bir an durup bir senaryo yazalım:

İstanbul'da, İslamabat'ta ve diğer Müslüman ülke başkentlerinde büyük bombalı saldırılar oluyor, binlerce insan ölüyor. Ve bu saldırıları radikal bir Hıristiyan örgüt üstleniyor. Bu örgütün liderleri dini giysileri ve sakallarıyla, ellerinde kutsal kitaplarıyla kameralar karşısında poz veriyor ve kutsal savaşın daha da büyüyeceğini söylüyor.

Ne olur?..

* Batı'da anti semitizmin yani Yahudi düşmanlığının yerini İslam düşmanlığının aldığı gibi ağır bir sözü söylemeden önce biraz düşünmek gerekiyor.

Batı ülkelerinde de tıpkı Türkiye'de olduğu gibi insanlık düşmanı fanatik ideolojilerin peşine takılmış; yabancılara düşman, kendi dilini konuşmayanları, kendi dininden olmayanları düşman gören kişiler ve örgütler bulunuyor.

* Bunların adı Türkiye'de de Batı'da da "faşist"tir ve bunların en kuvvetlisi olan ruh hastası Alman, bütün dünyayı kan ve ateşe sürüklerken Yahudi soykırımını da gerçekleştirmişti.

Düşmanlığı işaret etmektir
* Bugün, bu koşullar altında Yahudi düşmanlığının yerini İslam düşmanlığının aldığını söylemek aynı zamanda ağır bir tahrik niteliğindedir. Bunu söylediğiniz anda Batı'da yaşayan birkaç milyon Müslüman Türk vatandaşına düşmanlık işareti vermiş oluyorsunuz. O insanlara düşman toprağında bulunduklarını söylüyorsunuz. Bu, düşmanlık tohumlarını sulamaktan başka bir şey değildir.

Bu sözleri söyleyebilecek kadar olaylara kendilerini kaptıranlar yukarıda yazdığımız senaryoyu düşünsün. Ve neler olacağını!.. Karikatürler dolayısıyla halkı kışkırtan radikal İslamın yapabileceği kıyımları düşünsün.

Ve bu tür sözler söyleyerek neye hizmet ettiğini bir kez daha düşünsün.

Bugün Batı'da Hitler mirasçısı faşist hareketler, örgütler vardır ve zaman zaman kafalarını kaldırıp insanlara kötülük etme fırsatlarını kullanıyorlar. Ancak en büyük düşmanları da yine Batı'daki demokrat ve çağdaş insanlardır, hareketlerdir, partilerdir. Neyse ki Batı'da egemen olan dünya görüşleri kendi ülkelerindeki faşist, Yahudi düşmanı, İslam düşmanı, insanlık düşmanı şahıs ve hareketlerin tekrar toplumlara egemen olmaması için çalışmayı öngörüyor.

O yüzden de yukardaki senaryonun tersi gerçekleşmedi. Sorumlu kişilerin biraz tarih bilmesi, bugünkü dünyanın durumunu iyi tahlil etmesi ve kullandıkları kavramların anlamını iyi bilmesi gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR