Tehlike ve sağduyu

Sokaktaki şiddetin boyutlarının tırmanması üzerine devletin en üst yetkilileri benzer uyarıları dile getirdiler. Türkiye bir hukuk devletidir ve hiç kimse yasaların verdiği yetkinin dışında bir hakka sahip değildir

Haberin Devamı

Sokaktaki şiddetin boyutlarının tırmanması üzerine devletin en üst yetkilileri benzer uyarıları dile getirdiler. Türkiye bir hukuk devletidir ve hiç kimse yasaların verdiği yetkinin dışında bir hakka sahip değildir.

* Bu uyarıların belli etkileri olması beklenir.

* En azından bu yolla, yerel yöneticilere ve kamu görevlilerine bir mesajın ulaşmış olması umut edilir.

Trabzon'daki linç olayının gerisine baktığımızda, bütün görüntüler ortada olmasına, hatta olaya karıştıkları anlaşılan kimileri gazetecilere beyanat vermelerine rağmen, hiçbir işlem yapılmamış olması dikkat çekicidir.

Linç girişimini başlattığı için "kahraman" gibi konuşanların varlığı bütün toplumumuz adına bir utanç konusudur.

* Peki bu konuda yetkililer harekete geçmek için ne beklemektedirler?

RTÜK, Trabzon ve çevresinde yayın yapan ve olay günü "bayrak yaktılar" gibi bir yalanı yayan televizyon kanallarına sadece "uyarı"da bulunmuştur.

Böyle bir toplumsal suçun işlenmesi için asıl kışkırtıcılığı yapan bir televizyon kanalı ise bu kanalın tespit edilmesi ve en ağır şekilde cezalandırılması hukuk devletinin en basit şartlarından biridir.

Uyarmakla kalınırsa
Cumhurbaşkanı konuştu. Başbakan konuştu. Genelkurmay İkinci Başkanı konuştu. Bu konuşmalar ve sağduyu çağrıları elbette çok önemli. Ancak tepkilerin bu noktada bırakılması da bazı çevrelerce yine mesaj olarak alınacaktır.

* Trabzon'daki linç olayı üzerine, bildiri dağıtanlar gerçekten anlaşılmaz bir şekilde tutuklandılar. Sonra salındılar.

Sadece bu durum bile bazı çevreler açısından "devlet bizim yanımızda" mesajı olarak algılanabilir.

* Tehlikeyi büyütecek ya da yok edecek olan devletin tutumudur. Bu tutumun, en üst düzeydeki açıklamalara uygun bir ciddiyet ve kararlılıkta olduğu gösterilmezse tehlike devam edecektir.

Türkiye'yi bir etnik milliyetçilik ya da mezhep çatışması içine sürüklemek isteyenler ne yazık ki geçmiş yıllarda devletin içinde yer alan kişilerden destek görmüşlerdir. O günün koşullarına uygun olarak bu "hoşgörü" ya da "destek" için bazı gerekçeler de üretilmiştir.

* Türkiye'de o dönemlerin geride kaldığını göstermenin en açık ve doğrudan yolu, beyanatların arkasının en ciddi şekilde getirilmesi olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR