Şehit cenazesinde duygusal gerilim yükseliyor ve bir grup, "yasal" bir siyasi partinin binasına saldırıyor.
Tunceli'de siyasi kaynaklı olmayan bir cinayet işleniyor, bir polis memuru tartıştığı taksi şoförünü vuruyor, şehir karışıyor.
Bu olaylar toplumsal çatışma kışkırtmalarının sürdüğünü, birilerinin, daha büyük çatışma heveslerini kaybetmediklerini gösteriyor.
Bir taraf toplumun doğal duygusal tepkilerini en uç noktalara götürmek için çalışıyor. Bunun için fırsatları var ve bundan sonra da olacak.
Kürt kökenli vatandaşların çoğunlukla yaşadığı yörelerde de, her bahaneyi kullanarak kalabalıkları sokaklara dökme faaliyeti sürüyor.
Bir gün bu iki kalabalık, bir büyük şehrin bir merkezinde karşı karşıya getirilebilir. Bundan sonra yaşanacakları önlemek de olağanüstü zor olacaktır.
3 Ekim'e iki hafta kala sahneye konulmak istenen senaryo bu kadar açık. Bu senaryonun belli bir aşamaya gelmesi de demokratik hak ve özgürlükleri yeniden tartışma konusu haline getirecek. Büyük çatışmaların olduğu bir ortamda "can güvenliği" birinci mesele haline gelir ve o zaman da daha büyük bir kitle iyiden iyiye "önce güvenlik" tavrına meyleder.
Avrupa ve Batı riski görmeli
Türkiye'de buna benzer senaryolar uygulandı ve demokrasinin askıya alınması için bütün gerekçeler yaratıldı.
"Biz bu filmi daha önce görmüştük" demek yetmiyor.
* 1980'de 12 Eylül müdahalesine de böyle göz göre göre gidilmişti.
* PKK terörünün bütün ülkeye zarar verdiğini ve vereceğini, en başta Kürt kökenli vatandaşlara zarar vereceğini usanmadan anlatmak gerekir. Burada yine kendilerini "Kürt aydını" olarak tanımlayanlara önemli bir görev düşüyor.
* Etnik çatışma ortamı yaratıldığı için Balkanlar'da yaşayan bütün toplumlar, kökenleri farklı olsa da aynı acıları çekti.
Şu anda hemen güneyimizde, büyük etnik ve dinsel çatışmalara doğru hızla ilerleyen bir Irak bulunuyor.
* Bu bölgede Türkiye her şeye rağmen farklı bir ülke olmayı başardı. Türkiye'nin de etnik çatışma ortamına sürüklenmesiyle başlayacak bir tırmanışın nerelere uzanacağını kestirmek zordur.
3 Ekim'e iki hafta kala, Avrupa'nın ve bütün Batı'nın risk yollarını iyi görmesi ve tahlil etmesi gerekiyor. Bu zorunluluk Kıbrıs Rum liderleri için de geçerlidir. Türkiye'de büyüyen bir yangının onları da etkilemesi kaçınılmaz olur.
3 Ekim eşiğinin başarıyla aşılması giderek çok daha büyük önem kazanıyor.
Tehlike sürüyor
Şehit cenazesinde duygusal gerilim yükseliyor ve bir grup, "yasal" bir siyasi partinin binasına saldırıyor
Haberin Devamı

