Teftişe kızma kendine kız

Haberin Devamı

Avrupa Birliği’nden önümüzdeki hafta yeni bir “teftiş” grubunun geleceği açıklandı. “Teftiş” lafı elbette ki antipatik, kimse “teftiş edilmek” istemez.

Teftişin kapsamı içinde karakolda, cezaevinde ölüm olayları, polisin “yoldan geçeni” vurması da var.

Bu olayların son aylarda arttığı gerçektir. Ve bu tür olayların gelişmiş ülkelerde, Avrupa Birliği standartlarında ağır suç olarak görüldüğü de biliniyor. Ama biz bunları sıfırlamak bir yana, artıracak koşulları hazırlıyoruz.

Bu “koşulları hazırlayan” esas unsurlardan biri “yasalar yüzünden suçlularla doğru dürüst mücadele edemiyoruz, elimiz kolumuz bağlı” diye sürekli şikâyet edilmesidir. Güvenlik güçleri bu tür mesajları yukarıdan aşağıya doğru çeşitli şekillerde alır ve zaman zaman “gereğini” yapar. İşte o zaman da karakolda, cezaevinde ölümler artar, polis işaretinde durmayan çocuk vurulur.

Bu anlayışın hâlâ yaşayan devamı da bu olayların sanıklarının “korunması, kurtulması” ihtimalinin yüksekliğidir. Örneklerini tekrarlamaya gerek yok ve zaten örnekler o kadar çok ki sonuçta, caydırıcı olması gereken sistem tam tersine, “teşvik edici” bir görüntü kazanmış oluyor.

***


Avrupa Birliği heyetleri bunları teftiş edip konuştuğunda yine aynı zevattan “onlara ne oluyor, onlara ne” sesleri yükselecektir. Oysa hiddetlenen o zevatın görevi Avrupa Birliği ya da başka bir kurumun Türkiye’yi teftiş etmesini gerektiren koşulları ortadan kaldırmaktır. Bu koşullar mevcut olduğu için Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en çok ceza alan ülkelerden biri olmaktan da kurtulamıyor.

AKP hükümeti uzun süredir “reformlar”a boş vermiş görünüyor. İlk hükümeti döneminde bu hedef üzerinde yükselmiş olan bir iktidar partisindeki bu boş verme halini siyasi olarak açıklamak da zor.

Boş verme hali içeriden de görülüyor, dışarıdan da görülüyor. Ve Avrupa Birliği bir kez daha AKP hükümetinin bu konudaki “irade” sini görmek istiyor.

Ancak boş vermişliğin yanı sıra bir geriye gidiş halinin de ortaya çıkmış oluşunun ilk sonucu, Ankara’nın belli konularda itirazda bulunamamasıdır.

Cezaevlerinde, karakollarda işkence sonucu ölümler olduğunda başka konularda başını dik tutmak zorlaşır. Avrupa Birliği ile ilişkilerde dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta da budur.

DİĞER YENİ YAZILAR