Tedirginlik ve gizlilik

AKP hükümeti ve yönetimi, Türkiye'nin savaşa girmesiyle ilgili ilk yetki tezkeresini Meclis'te "gizli" toplantıda görüştürüp oylatarak kendi halkına karşı suç işledi

Haberin Devamı

AKP hükümeti ve yönetimi, Türkiye'nin savaşa girmesiyle ilgili ilk yetki tezkeresini Meclis'te "gizli" toplantıda görüştürüp oylatarak kendi halkına karşı suç işledi. Türk kamuoyunu açık bir toplantıyla ikna etmek yerine, kendi tedirginliğinin ve rahatsızlığının göstergesi olan gizliliği tercih etti.

Kamuoyu ne dedi
ANAR bir araştırma kuruluşudur, eski yöneticisi şu anda AKP hükümetinde bakandır. Bu kuruluşun son yaptığı araştırmada çok açık bir sonuç var: ABD'nin Irak'a askeri müdahalesini olumlu bulanlar yüzde 4, olumsuz bulanlar yüzde 94. Bu açık tavrın altında başka sorularla açık bir eğilim ortaya çıkarılıyor: Türkiye böyle bir savaşta, asker göndererek ya da üslerini kullandırarak taraf olmamalıdır yüzde 78, Türkiye ABD'ye karşı Irak'ın yanında yer almalıdır yüzde 6,5; Türkiye, asker göndermemeli, ama ABD'nin Türk hava ve kara sahasını kullanmasına izin verilebilir yüzde 7,7; Türkiye askeri gücü ve diğer imkânlarıyla ABD'nin yanında yer almalıdır yüzde 2,5.

İlk adımın anlamı
Türk kamuoyunun manzarası bellidir. Amerikan yönetiminin Birleşmiş Milletler'de açıkladığı "deliller"in de herhangi bir şekilde Türk ve dünya kamuoylarını tatmin etmesi son derece güçtür. Meclis'te, Türkiye'deki üs ve limanlarda Amerikalıların çalışma yapabilmesine izin veren kararın alınması kimilerine göre "henüz savaşa giriş" kararı değildir. Bu ilk karardır, bunun arkasından diğer kararlar gelmek zorundadır. Bu karar alındıktan sonra hükümetin "Benim desteğim bu kadar, daha başka bir şey yapamam" demesi mümkün değildir. Diğer tezkereler de gelecek, yine gizli oturumlarda oylanacak ve kabul edilecektir.

Halk bilmelidir!
Böylece de Türkiye'nin bu savaşta alacağı rolün gerekçeleri Türk halkından gizlenmiş olacaktır. Bunun nedenini anlamak mümkün değildir. Öyle bir dönemdeyiz ki, Amerikan gazeteleri kendi yetkililerinin savaşla ilgili bütün kararlarını yayınlamakta, görüşmeleri açıklamaktadır. "Askeri bilgi" tanımına giren birçok konu da gazeteler ve televizyonlarda haber olmaktadır. Böyle bir ortamda Türk kamuoyundan bu kararların gerekçelerini gizlemek, sadece AKP hükümetinin meseleye yaklaşırken "elinin fena halde titrediğini" göstermektedir. Türkiye'nin savaştaki rolü konusunda çok farklı görüşler olabilir, ama son karar tabii ki Meclis'in ve hükümetindir. Ve hükümet kararı ne olursa olsun, özellikle de kamuoyundaki ana eğilimlerden farklı ise, hükümet bu karar süreciyle ilgili olarak şeffaf olmak ve her adımını, gerekçeleriyle açıklamak zorundadır.

Erdoğan'ın yanlışı
Meclis'teki oylamanın ardından Tayyip Erdoğan'ın basın toplantısı yaparak kararı açıklamaya çalışması da yanlış olmuştur. Erdoğan ne başbakandır, ne hükümet üyesidir ne de partisinin grup yöneticisidir. Meclis'teki oylamayla ilgili açıklama yapmak kesinlikle ona düşmez. Erdoğan, Deniz Baykala da cevap vermiş, bu konuların polemik konusu yapılmamasını istemiştir. Bu konular, her aşamada, her gün ve her saat polemik konusu, tartışma konusu olacaktır. Çünkü tedirgin ve rahatsız bir hükümetin her yanlışı, Erdoğan'ın dediği gibi, yangını bize sıçratır.

DİĞER YENİ YAZILAR