Tayyip Bey dağıldı

Haberin Devamı

Başbakan’ın, 25 yıldır terör belasını yaşayan Türkiye’nin, 40 yıldır Kürt sorunu konuşan Türkiye’nin Başbakanı’nın dün söyledikleri gerçekten inanılır gibi değil.

Diyor ki, “adına ne derseniz deyin; Kürt açılımı diyelim, son Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra İçişleri Bakanlığı’nı görevlendirdik, bakanlık gerekli çalışmayı yapacak...”

İnanılır gibi değil. Başbakan “Kürt açılımı” konusunun farkına son MGK toplantısında varmış ve İçişleri Bakanlığı’na görev vermiş! Üstelik bu çalışma tamamlanınca kamuoyuna açıklama yapılacakmış.

Ne dediğinin o kadar farkında değil ki, İmralı sakininin “yol haritası” diye ortaya çıkmasının bizzat kendisinin yanlışlarının sonucu olduğundan habersiz görünüyor.

Başbakan’ın verdiği görüntü, bütün söyledikleriyle, tam bir “dağılma” görüntüsüdür. Meselenin hangi ucundan tutacağını bilmeyen, meselenin esasını bile unutmuş bir kişinin görüntüsü.

***


Başbakan’ın, AKP’nin Güneydoğulu ya da Kürt kökenli milletvekilleriyle ilgili söyledikleri de, kendisinin değil demokrasiyi hazmetmek, demokrasinin en ilkel şeklini bile hazmetmediğinin kanıtıdır.

Önce “Türkiye demokratik bir ülkedir, herkes konuşabilir” diyor, hemen arkasından “partimin milletvekillerinin söylem birliğini zedeleyecek açıklamalarda bulunmasına ben doğrusu hoş bakmam” diyerek bu vekillere konuşma yasağı getiriyor sonra da Yunus Emre’nin “Söz ola kestire başı” dizesini kullanarak “Benim söylediklerimin dışında söz edeni kovarım” demiş oluyor. Bunun nedeni de, son günlerdeki gelişmeler üzerine AKP’nin bazı vekillerinin “çözüm” konusunda biraz cesurca sözler söylemiş olmaları.

Tayyip Bey’in anladığı demokrasi, kendisinin fikri dışındaki bir fikrin savunulamayacağı, kendi sözlerinden farklı bir sözün söylenemeyeceği bir demokrasidir. Tabii ki bunun adı da demokrasi değildir.

***


Tayyip Bey, konuyla ilgili olarak “eserlerimiz vardır” da diyor ve TRT-6, Kürtçe radyo yayını ve bazı üniversitelerde Kürtçe bölümleri kurulması hazırlıklarını hatırlatıyor.

Doğrudur, bunlar olumlu adımlardır, ama bu sorunu çözmemekte direnen siyasilerin en önemli ve gerçek eserleri ülkenin dört bir yanındaki mezar taşlarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın, ülkenin en önemli meselesinde bu şekilde dağılmasının birinci sonucu İmralı’dan uzatılan “yol haritası” oldu. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı hâlâ gerçeği anlamaya eğilimli değil. O kadar değil ki, partisinin Kürt kökenli vekillerine konuşmayı yasaklamasının ülkenin bütün Kürt kökenli vatandaşları üzerinde yapacağı etkinin bile farkında değil.

Türkiye’nin Kürt meselesi gibi zor ve neredeyse yüz yıllık bir sorununu, demokrasiden bihaber siyasilerin çözmesinin mümkün olmayacağını, bunların ancak bugüne kadar yaptıkları gibi meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getireceklerini bir kez daha Tayyip Bey’in şahsında görmüş olduk.

DİĞER YENİ YAZILAR