Tartışmanın sonu

Türkiye'de askerin siyasetteki ağırlığı konuşulduğu zaman tekrar edilen bir gerçek vardır: Siyaset, yönetim boşluk bırakmaya gelmez, boşluklar hemen doldurulur

Haberin Devamı

Türkiye'de askerin siyasetteki ağırlığı konuşulduğu zaman tekrar edilen bir gerçek vardır: Siyaset, yönetim boşluk bırakmaya gelmez, boşluklar hemen doldurulur. Türkiye'deki siyasi kadrolar yönetimde zaafa uğradıkları, siyasi çizgileri sağlam bir şekilde tespit edemedikleri zaman Türk Silahlı Kuvvetleri çeşitli yöntemlerle devreye girer. Irak savaşı konusunda Hükümet ve AKP yönetimi "sallanmaya" başladığı zaman da yine TSK devreye girmiştir.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün dünkü açıklaması, hükümetin biraz zorlanarak izlediği politikanın tam onayı olmuştur.

Tam kafalar karışmışken...
Org. Özkök, Irak savaşı ile girilecek ortam konusunda iki net çizgi çizmektedir: Birincisi, Türkiye'nin savaşın ve gelişmelerin dışında kaldığı durumdur ve bu durum Özkök'e göre "daha kötü" sonuçlara gebedir. İkinci durum ise "kötü" olandır. Bu da Türkiye'nin Amerikan yönetiminin müttefiki olarak davranması, buna uygun olarak Kuzey Irak'ta güvenliği sağlaması ve Irak'ın bütününün geleceği hakkında söz sahibi olmasıdır. Asker, "kötü" ile "daha kötü" arasında tercihini açık olarak "kötü"den yana yapmaktadır. Bu tavır daha önceden tahmin ve mantık yürütmeleriyle çıkarılabiliyordu. Ancak TSK, "siyasi sorumluluk" kapsamında olması gereken bu konuda tartışma içine girmemeye de özen gösteriyordu. Bu arada bütün televizyon kanallarında sürekli görüş bildiren emekli paşaların sözleri de birçok bakımdan "kafa karıştırıcı" olmuştur. Org. Özkök'ün sözlerinden şu açık sonucu çıkarmak yerindedir: TSK, hükümete yabancı askerin gelişine izin verme ve dışarıya asker gönderme yetkisini veren tezkerenin tekrar Meclis'e gelmesi ve kabul edilmesi gerektiğini düşünmektedir.

Yol belli, takvim belli...
Genelkurmay Başkanı'nın "Meclis'in yetkisi"ne ilişkin olarak söylediği sözler, Milli Güvenlik Kurulu'nun bu yetkiye etkide bulunmasının doğru olmadığına ilişkin diplomatik değerlendirmeleri de artık geride kalmış sayılmalıdır. Nitekim bu açıklamanın hemen ardından AKP adına yapılan bir açıklamada da tezkerenin tekrar Meclis'e geleceği ve bu kez geçeceği (yine siyasi terbiye içinde) ifade edilmiştir. Böylece Ankara'da yürütülmekte olan tartışmalar da sona ermiştir. Asker ağırlığını "daha az kötü" bulduğu seçenekten yana koyduğunu açıkça ve bütün kamuoyunun gözü önünde ilan etmiştir. Bugüne kadar aynı politikayı izlemiş olan hükümetin de bu yönde "devam etmesi" artık kaçınılmaz olmuştur.
Yine bir "takvim" meselesi çıkmaktadır. Bu pazar günü Siirt seçimi yapılacak, Tayyip Erdoğan milletvekili mazbatasını aldıktan sonra Meclis'te yemin edecek, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı'na istifasını verecek, Sezer Erdoğan'ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirecek, yeni hükümetin programı Meclis'te okunup oylanacak... Sonra da sıra tezkereye gelecektir. Bütün bunlar bir haftaya da sığdırılabilir, ama iki haftada kesin çözümlenir.
Tartışma bitmiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR