Gümrük Birliği anlaşmasını, Avrupa Birliği'nin yeni 10 üyesine genişleten kararla ilgili iki görüş var. Birileri, daha çok hükümet kanadı "Bu, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni tanımak anlamına gelmez" diyor. Başka birileri ise "Bu, fiilen tanımaktır" diyor.
Kıbrıs Rum kesimine ait malların diğer AB üyesi ülkeler gibi serbestçe Türkiye'ye gelmesi bugün adına ne denirse denilsin, ilişkinin normalleşme sürecinin başlamasıdır.
Bu sürecin başlamasını Annan Planı'na "evet" diyen Kıbrıs Türk halkı da istemiştir. Bu "evet" aynı zamanda şu anda Türk tarafında kalmış olan Rum mallarının durumunun da yasallaşmasına "evet" demektir.
Şu anda Türkiye'yi sıkıntıya sokan bazı meselelerin arkasına baktığımız zaman hep "mal" durumları çıkmaktadır.
Azınlık meselesi ve azınlık vakıflarının tartışmasının ardında ya da göbeğinde bu vakıfların "mal"ları vardır.
Ermeni meselesinin bu kadar yıl tartışılmasından duyulan korkunun arkasında yine "mal" konusu vardır. Tehcir döneminde mahalli yetkililer, göç ettirilen Osmanlı vatandaşı Ermenilerin mallarına "satıp parasını daha sonra onlara vermek koşuluyla" el koymuşlardır. Bunun yaraşıra çok sayıda varlıklı Ermeni de altın, ziynet gibi değerli mallarını yanında götürmek yerine yine mahalli yetkililere verip bunlara karşılık makbuz almışlardır.
Buradaki korku, Ermenilerin en yoğun oldukları illerde bu belgelere dayanarak "mal" ya da tazminat istemeleridir.
Türkiye Kıbrıs'ta Loizidu davasını kaybetmiştir, bunun ardından başka davalar da sonuçlanacak ve el konulmuş mallara karşılık Türkiye daha başka tazminatlar ödeyecektir.
Azınlık vakıflarının malları konusunun ise savunulur bir yara yoktur. Bu yüzden kimse bu konuda açık bir direnç göstermemekte, ama çeşitli küçük oyunlarla meselenin çözümü ertelenmektedir.
Kıbrıs'ta çözüm olduğu zaman, yani federatif ya da konfederatif bir tek devlete dönüş olduğu zaman aynı devletin vatandaşı olan insanlar, yine aynı devletin vatandaşı olan insanlardan şu anda kullandıkları mallan isteyeceklerdir.
Ermeni meselesinde ise Türkiye'nin durumu çok açıktır. Ermeni mallarına el konulması olayı başka bir devletin, Osmanlı İmparatorluğu'nun sorunudur. Türkiye Cumhuriyetinin böyle bir bedel ödemesi sözkonusu olamaz.
Nitekim aynı sıkıntı Türk vatandaşlarının Balkan ülkelerinde ya da Arap ülkelerinde kalmış malları için sözkonusudur. Bütün bu ülkeler, yeni devletler oldukları gerekçesine dayanarak eski tapuların geçerliliğini tanımamakta ve tazminat vermeyi reddetmektedir.
Kıbrıs Rum mallarının bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içine serbestçe girmesi bütün bu mal-mülk sıkıntıları arasında çok küçük bir ayrıntıdır.
Büyük vatan-millet edebiyatlarının arkasında yine büyük ya da küçük mal-mülk meseleleri bulunabilmektedir.
"Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni nasıl tanırsınız" diye bağıranların durumlarına bu açıdan bakmakta yarar var.
Tanımak, tanımamak
Gümrük Birliği anlaşmasını, Avrupa Birliği'nin yeni 10 üyesine genişleten kararla ilgili iki görüş var. Birileri, daha çok hükümet kanadı "Bu, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni tanımak anlamına gelmez" diyor. Başka birileri ise "Bu, fiilen tanımaktır" diyor
Haberin Devamı

