Haberin Devamı
Irak savaşının ardındaki gerçek resmen açıklandı. Bu gerçek, Irak petrolüne ABD ve İngiltere tarafından bir anlamda el konulmasıdır.
Amerika Irak işgali için çok masraf etmiş ve 3 bin ölü, 10 bini aşkın yaralı vermiştir. İşgal sonrasında ölen Sünni ve Şii Araplarla Kürt sayısının ise 300 bin dolayında olduğu tahmin ediliyor.
Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal girişiminin ardında da petrol vardı, baba ve oğul Bush’ların Irak savaşlarının ardındaki asıl unsurun da petrol ve petrol bölgesinin güvenliği olduğunu belirtenler haklı çıktı.
Bütün belirtiler, içinde yaşadığımız bölgedeki çıkar ve iktidar çatışmalarının, savaşların kısa sürede sona ermeyeceğini işaret ediyor:
ABD yönetimi Irak’tan asker çekmek yerine yeni askeri önlemler alıyor, bölgeye yeni Amerikan birliklerinin gönderileceğinden söz ediyor.
Irak’taki Sünni direnişinin iplerinin büyük ölçüde radikal İslamcıların eline geçtiği biliniyor.
Sünniler hem Amerikan askerleriyle hem de Şiilerle savaşıyor. Şiiler de zaman zaman Amerika ile sürtüşüyor ama asıl savaşı Sünnilere karşı veriyor.
Afganistan’da ise NATO güçlerinin belirli bölgelerin dışına çıkamadığı, ülkenin büyük bölümünün Taliban denetiminde olduğu görülüyor.
Bu iki tablonun yanına Pakistan’da radikal İslamcıların etkinliğinin artmasını, Lübnan’da Hizbullah’ın güçlenmesini de eklediğimizde Orta Doğu ve radikal İslama ilişkin Amerikan politikalarının tümüyle söylemin tersine sonuçlar yarattığını söyleyebiliriz. Bu arada İran’ın nükleer çalışmaları engellenemediği gibi, ülkede kısa dönemde demokratik bir düzen değişikliği gerçekleşmesi umutları da hızla sönüyor.
Yukarıdaki tabloyu oluşturan koşullar ve daha kötümser beklentiler de göz önüne alındığında Türkiye’nin dış politikasının asıl hedefi, bütün bunların dışında kalmak olmalıdır.
Bu çerçevede ortaya çıkan en önemli unsurlar da PKK terörü meselesinin hızla çözümü ve Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ile bir güven ortamının oluşturulmasıdır.
Eğer Ankara’da zihinler farklı şekilde odaklanır ve Kuzey Irak’a Türk askerinin girmesi gibi planlar gerçeğe dönüşürse bunun tek sonucu, Türkiye’nin de kazanın içine düşmeye biraz daha yaklaşması olur.
Orta Doğu savaşlarında takkeler düştü, keller göründü. Bunu görebilenler, Türkiye’nin PKK ve Kuzey Irak konusunda yanlış odaklanmalara düşülmemesi gerektiğini de göreceklerdir.

