Takıyye

Bu sözcük, Turgut Özal'ın 1982'de askeri yönetimden koparak siyasete girmeye hazırlandığı dönemde ortaya çıktı

Haberin Devamı

Bu sözcük, Turgut Özal'ın 1982'de askeri yönetimden koparak siyasete girmeye hazırlandığı dönemde ortaya çıktı. Takıyye sözcüğü Arapça ve özetle, amacına ulaşıncaya kadar gerçek fikirlerini gizlemek anlamına geliyor.

Eskiden buna benzer bir de "kripto-komünist" kavramı vardı, o da aşağı yukarı aynı anlama gelirdi.

Birkaç yıl önce Fethullah Gülen'in bir kaseti ortaya çıkmıştı ve bu konuşmada cemaat mensuplarının nasıl "takıyye" yapacakları anlatılıyordu. Bu konuşmanın ortaya çıkmasından sonra savcılar harekete geçti, Gülen ABD'ye gitti, halen de orada.

Erbakan "takıyye"ci değildi. Siyasi İslam'ın ilerlemesi için kendine özgü taktiklerle savaştı ve hep kaybetti.

AKP kurulduğu gündem bu yana ise "takıyye" sözcüğü tekrar gündeme gelmiştir ve bu gidişle unutulması biraz zor olacaktır.

AKP'li kadro, Refah Partisi içinde Erbakan'a karşı muhalefet hareketini başlattığı zaman o kesimin geleneklerine uygun olarak dışa vuran bir tartışma olmamıştı. Kendi kapalı ortamlarında, kendilerinin anlayacağı bir üslupla, çok az konuşarak tartışmışlar ve siyasi islam'ın bayrağı AKP'ye geçmişti.

AKP "mührü" aldıktan sonra kendisini siyasi İslam'ın dışında bir parti olarak tanımlamaya başladı. Bulunan kavram "muhafazakâr demokrat" kavramıydı. Bu, Batı'daki "Hıristiyan demokrat" kavramına yakın bir tanım olarak ortaya atıldı.

Yoksa saçmalama mı?
İmam-hatip ve türban meseleleri AKP'nin "muhafazakâr" tarafının ana sorunları olarak durmaktadır. Bu sorunların yanına bir de "zina" derdi eklenince AKP'nin "takıyyeci" olduğuna ilişkin kuşkuların canlanması da kaçınılmazdır.

AKP halen geniş bir koalisyon niteliğindedir. Bu koalisyonun içinde kendilerini merkez sağda görenler de vardır; radikal sağda görenler de, siyasi İslam'ın içinde görenler de vardır.

Koalisyonun taraflarının zaman zaman partiyi o yana bu yana çekiştirmesi doğaldır. Ama, bu AKP'nin kimlik meselesinin de halen ortada durduğunu göstermektedir.

AKP üç yıllık bir partidir, iki yıldır iktidardadır ve birçok meseleyi talihin dalgaları ve kamuoyunun etkin desteği ile aşmıştır.

Bunlardan sonra gelip de zinaya takılınması, bu meseleyi savunmaya çalışırken saçmalanması hem "takıyye" konusunu hatırlatmakta hem de bu partinin "yönetim ehliyeti" açısından kuşkular yaratmaktadır.

Ekonomide, IMF programı dolayısıyla -ve buna rağmen- aşırı "ısınma" işaretleri varken, Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmeleri aşaması yaklaşırken "zina" ile uğraşmak AKP'nin bunalan "sağı"nın bir patlaması olmuştur.

AKP'nin "takıyye" içinde bulunduğundan kuşkulananlar haklı olduklarına biraz daha inanmışlardır. Yoksa bunu "takıyye" olarak değil de basit bir saçmalama olarak açıklamak AKP erkânının daha mı hoşuna gider?

DİĞER YENİ YAZILAR