Takıntıyı da aştı

Haberin Devamı

Basın dünyanın hiçbir yerinde sevilmez. Genellikle herkes basında kendi inançlarına, düşüncelerine göre olan “bir şeyleri” sever, geri kalanını sevmez. Dünyanın hiçbir yerinde siyasiler “bağımsız” basından hoşlanmaz. Fransa’yı yönetenler de kendi basınını sevmez, İsrail’i yönetenler de kendi basınını sevmez. Ama onlar, vatandaşların her türlü haberi alma, her türlü düşünceye ulaşma haklarıyla birlikte yaşamak zorunda olduklarını bildikleri için basınla “bir arada barış içinde yaşamaya” çalışırlar.

Bizde son yaşananlar dolayısıyla kamuoyu oldukça katı çizgilerle bölünmüş durumda.

Bu katı bölünmenin sonucu olarak geniş denebilecek bir kesim basına da “bizden-bizden olmayan” ayırımıyla bakıyor, basını bu şekilde izliyor. Tabii bölünmeyle en büyük zorluk da “ne bizden ne de bizden değil olanların” yani gerçekten bağımsız durmaya çalışanların sırtına yüklendi.


***


Bizim şu andaki Başbakanımız basın sevgisizliğini takıntı haline getirmişti, son günlerde onu bile aştı. Her gün konuşuyor, her gün konuşmasının içine bir “basın” bölümü ekliyor. Mesela, Başbakan’ın söylediğine göre son gemi olayında Türk basını İsrail basını ile aynı yayını yapmış. Bir kere İsrail basını da, şu anda başta bulunan radikal sağ iktidara rağmen değişik eğilimlerden ve renklerden oluşur. İsrail basınının etkin bölümü de mevcut iktidarı eleştirmekten çekinmiyor. Başbakan’ın sözünü ettiği benzerlik, Türk dış politikasında bir “eksen kayması” ndan duyulan kuşkuyu yansıtan yazılarsa, bundan doğal bir durum olmaz. Aklı başında hiçbir İsrail vatandaşı Türkiye’nin Orta Doğu’nun radikal ülkelerinden birine dönüşmesini istemez. Aklı başında Türk vatandaşları da bunu istemez.


***


Birkaç gün önce başbakan, “dünya medyasının”, evet “bir kısım medya” da değil, “dünya medyası” nın (buradaki dünya kelimesi herhalde Batı anlamına geliyor) İsrail’in etkisi altında olduğunu söylemişti. Yaşı yetenler bilirler, bu cümle 60’lı ve 7O’li yıllarda ülkemizdeki siyasi İslam’ın anti-semitik üslubunda önemli yer tutardı.

Dünkü konuşmasında Başbakan’ın vergi cezası olayını hatırlatması da “basın takıntısı” üslubunun içinde yer alınca, akıllarda “yoksa yeni hazırlıkları mı var” sorusu uyanabiliyor.

Öyle değilse bile, basını takıntı haline getirmiş siyasiler, siyasi iktidarların hikâyelerini şöyle bir gözden geçirirlerse herkes hakkında daha hayırlı olacaktır...

DİĞER YENİ YAZILAR