Tabularla büyümek

Haberin Devamı

İnternet alanına getirilen son kısıtlamalara karşı yüz binlerce genç insanın hızla örgütlenişini izliyoruz. Getirilen yasak sistemi bir ahlak anlayışına dayanıyor ve benzer durumlarda hep yapıldığı gibi gerekçe olarak “korumak” fiili ortaya konuluyor.

İnsanları hep bir şeylerden “korumak” üzerine kurulu dünya, kısıtlamalar dünyasıdır. Bu dünyayı yaratan zihniyet, insanların kendi kendilerini koruyamayacağı kanaatine dayanır, dolayısıyla “birileri” her zaman bu zayıf insanları türlü çeşitli tehlikelerden korurlar.
İnsanların daha da “korunması”nı ve “koruma” sistemine katılmalarını sağlamak için de “tabu”lar icat edilir.
Bu tabu olacak şey de öyle bir sunulur ki, varlığı yokluğu tartışılamaz, tersine fikir beyan edilemez, hatta o konuda farklı düşünülemez. Tabular alanı, cezası bu dünyada ödenen bir suçlar alanı olmakla da kalmaz, biraz daha ileri gidildiğinde cezaların ödenmesi öbür dünyaya kadar uzanır.
Filozoflar bu tabu meselesi üzerinde çok durdular; tabuları yıkmak üzere yola çıkanların takipçileri de eski tabuların yerine yenilerini koydular. Tabu ile birlikte bir ceza söz konusu olduğu için de “korku,” bu sistemin olmazsa olmaz yapıştırıcısıdır.

***

İnsanlık uzun bir süredir bu dünyada korkularla yaşamanın anlamsızlığını keşfetti ve keşfinin peşinden koşuyor.
Ama tabularla ve korkularla büyütülmüş milyonlarca kişinin en halisane niyetlerle hareket etmeye çalışsa da, kendisini büyütmüş olan tabulardan kurtulması kolay olmuyor.
Toplumumuzda, bizim kuşağımız ve bizden önceki kuşaklar tabular ve korkular sarmalında büyümüş, o korku ve tabular sürekli olarak yeni kuşaklara aktarılmıştır. Sonunda sistem o hale gelmiştir ki, birkaç kişi, adına anayasa denilen ve amacı insanların haklarını korumak olması gereken bir kitabın başına birkaç cümle yazmış ve “bunlara el sürülemez” demiştir. Toplumunun geriye kalanındaki milyonlarca kişi de bunlara el sürülemeyeceğini kabul etmiştir.

Bu basit “tabu”nun cezası “vatana ihanet” ile suçlanmak olduğundan da “peki abi, el sürmeyiz” durumu da kendiliğinden sağlanmıştır.

“Aynı fikirde olabilirim, ama bunu başka şekilde ifade edelim ve ‘el süren cız olur’ diye korkutmayalım...” Bu kadarını bile söyleyip başına dert alacağına el sürmezsin, olur biter...

Yasakçıların; birilerini, daha doğrusu kendilerinden başka herkesi korumak için insanların kafalarına, gözlerine, ruhlarına “filtre” takma meraklılarının hayatları bir süredir eskisi kadar rahat değil. Yaklaşık yarım yüzyıl önce soru sormaya başlayan bir kuşak ortaya çıktı. Bugün “neden?” diye soran bir kuşak başını kaldırıyor. Henüz kaldırıyor, çünkü o kuşak da hâlâ kendi sırtına yüklenmiş bazı tabuların etkisinden tam kurtulmuş değil. Ama yollar açılmıştır, kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR