CHP sözcüleri; biri emekli büyükelçi Onur Öymen, diğeri Genel Başkan Deniz Baykal, yürüttükleri siyasetin ne kadar şuursuz olduğunu gündeme iki “tarihi” konuyu taşıyarak gösterdi.
Öymen 1937-1938 Dersim (Tunceli) olaylarını, Baykal da Kürt aşiretlerinin 1915 Ermeni tehcirindeki rolünü hatırlatarak tartıştıkları olayın tarihi boyutlarına bakış açılarını da ortaya koydular.
Dersim’le ilgili resmi belgelerde isyanın, Ankara hükümetinin bölgede yapmak istediği yeniliklere karşı gerici bir tepki olduğu, zaten yöredeki aşiretlerin “isyankâr” durumlarını bırakmadıkları anlatılmaktadır. Bu resmi belgelerde isyanın bastırılması sırasında ne gibi uygulamalar olduğu anlatılmıyor.
İşte Onur Öymen, “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” sözüyle olayın o boyutunu, şecaat-sirkat misali anlatmış oluyor.
Baykal da, 19’uncu yüzyılın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu tebaası “etnik” topluluklar içinde milliyetçi hareketlenmenin başladığı dönemde, özellikle Anadolu’da Ermeni milliyetçilerine karşı Kürt aşiretlerinin kullanılışını hatırlattı.
O dönemde aşiret reislerine askerî unvan verilmiş, adamları asker sayılmış ve Ermenilerin üzerine gönderilmişlerdir. Bu paramiliter birlikler, fikrin sahibi padişahın adı dolayısıyla Hamidiye alayları olarak bilinir.
O operasyonların başındaki aşiret reislerinden, Ermeni halka zulüm ettikleri nedeniyle idam edilenler de olmuştur.
Baykal’ın imasında hem Hamidiye alayları bulunuyor, hem de 1915 tehcirinde silahsız, savunmasız Ermeni halkın uğradığı saldırılarda Kürtlerin rolü hatırlatılıyor.
Baykal, bunu öyle bir kurguyla ima etmiştir ki “O olaydaki suçlarınız için size bir şey yapmadık ey Kürt halkı” demektedir.
“1915 olaylarındaki rolünüz, yani suçunuz dolayısıyla biz size bir şey yapmadık, üzerinize suç atmadık, siz de şımarmayın” anlayışı, kıraathane felsefesinin bile gerisinde bir şuursuzluk örneğidir.
CHP, 1915 Ermeni tehciri ve 1937 Dersim olaylarını, Kürt meselesi ve demokrasi tartışmaları içine kendi kendisine sokarak farkına varmadan bir iyilik yapmış oluyor.
O iyilik de bugünün sorunlarına bakar ve tartışırken, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecine girdiği 19’uncu yüzyılın sonlarından başlayarak tarihimizi bilmemiz gerektiğini hatırlatması ve tarihimizin bütün diğer toplumların tarihi gibi siyahtan beyaza her tonu barındırdığını göstermesidir.
Bu topraklarda yaşayan her milli ve etnik topluluğun kendi tarihleri de bütün bu tonları barındırır.
CHP sözcülerinin şuursuzluğunu bile faydaya çevirmek mümkün. Ama CHP’lilerin bu şuursuzluğu nasıl açıklayacakları da merak konusu.

