Süreyya Ayhan bir "olay" olarak sosyologlar tarafından incelenmelidir. İncelenecek olan Süreyya Ayhan'ın kendisi değildir, Türk toplumunda bu sporcu dolayısıyla ortaya çıkan "problemler"dir.
Süreyya Ayhan başarılı bir sporcu olarak ilk kez adını duyurduğunda, özel hayatı gerekçe gösterilerek ilk "linç" teşebbüsüne uğradı. "Linç"in ille de "recm" olması gerekmiyor. Bir kesim Süreyya aleyhine ayaklandı, "nasıl olur" çığlıkları ortalığı kapladı. Ama toplumda başka kesimler Süreyya'yı savundu. Ve de "diğerleri" kestirdiler ki bu kız önemli bir sporcudur, daha da önemli olacaktır. O "diğerleri" güçten ve başarıdan korktukları için de pes ettiler.
Birkaç ay önce...
Süreyya Ayhan önceki gün Paris'teki Dünya Şampiyonası'nda final koşmadan önce yine bir "toplumsal vaka" yaşandı. Hayatında atletizm izlememiş, hayatında bir kez atletizmle ilgilenmemiş olanlar da günlerce bağırdılar: Süreyya'dan dünya şampiyonluğu bekleniyordu. İki yıl önce linç edilmeye kalkışılan bu sporcu bir anda kendisinden en büyük başarı beklenen bir "göz bebeği" oluvermişti. Öyle bir beklenti oluşturuldu ki, (buna argoda gaz vermek de deniyor) eğer Süreyya Dünya Şampiyonu olmazsa dünya yıkılacaktı.
Süreyya Ayhan, birkaç ay öncesine kadar tek başınaydı. Yanında ne Başbakan vardı ne "mühim" adamlar. Çevresinde sadece onun başarısına inanmış birkaç gerçek sporcu vardı...
Önceki gün ise Başbakan kalktı, Paris'e gitti Süreyya'yı izlemeye. Eğer Başbakan daha önce Türkiye'de yapılan çeşitli atletizm müsabakalarını izlemiş bir kişi olsaydı, bu bir ölçüde doğal sayılabilirdi.
Ama olay atletizm değildi, spor değildi, övünmeden öte, şişinme ihtiyacımızın tatmin edilmesiydi.
Ne atletizm önemliydi ne de Süreyya.
Ve Süreyya ikinci oldu. Tepkilerin ilk cümlesi hep iyimser olarak kuruldu "büyük başarı" denildi ama altına büyük bir hayal kırıklığı döşendi. Koca koca adamlar Süreyya'nın bir kadın ve insan olduğunu yeni fark etmiş gibi konuştular. Süreyya'nın kaç metre koştuğunu bilmeyenler, yorumlar yaptılar.
Öldürmeye çalışsalar da...
Paris'te o hüzünlü yarışı izlemiş olan Başbakan, Süreyya ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Hayallerimiz yıkılmış, gururumuz örselenmişti, onun için çeşitli gerekçeler bularak "kendimize moral yapmamız" gerekiyordu.
Kimse diyemedi ki bu bir spordur, bu bir atletizm yarışıdır ve Süreyya Ayhan da kendi alanında başarılı bir insandır. Elbette Dünya Şampiyonu olsaydı daha çok sevinirdik ama her şeyi yerli yerine koyarak sevinmemiz gerekir...
Süreyya olayı atletizmin ötesine taşındı, birçok başka konuda olduğu gibi, milli gurur ve onurumuzu denemenin bir aracı haline getirildi.
Sporu spor olarak göremediğimiz, insanları da insan olarak göremediğimiz sürece Süreyya'ları böyle öldürür ve yok ederiz.
Süreyya Ayhan çok başarılı bir sporcumuzdur ve bundan sonra da atletizm pistlerinde birçok başarıya imza atacaktır. Başka Süreyya'lar da yetişecektir.
Süreyya'ları, onların belirledikleri hedeflerin dışındaki kendi hedefleri için; başka tatminler için, kendi reklamları için kullanmaya yeltenerek öldürmeye, yok etmeye çalışan o kocaman sisteme rağmen...
Süreyya'ları öldürmek
Süreyya Ayhan bir "olay" olarak sosyologlar tarafından incelenmelidir. İncelenecek olan Süreyya Ayhan'ın kendisi değildir, Türk toplumunda bu sporcu dolayısıyla ortaya çıkan "problemler"dir
Haberin Devamı

