Sürekli yakınan adam

Bir küçük köylü varmış. Küçük tarlasını tek öküzüyle sürer ve hep halinden yakınırmış

Haberin Devamı

Bir küçük köylü varmış. Küçük tarlasını tek öküzüyle sürer ve hep halinden yakınırmış. Yakınmaya her sabah tarlasına giderken başlar, gün boyunca kendi kendine ve hatta öküzüne bile yakınır dururmuş. Sürekli olarak "Bu yoksulluktan niye kurtulmuyorum, niye ailemin ekmeğini bu kadar zor kazanıyorum" diye mızıldanırmış. Onun bu yakınmalarından komşuları da etkilenir, herkes adama yardımcı olmaya çalışırmış. Birisi tarlasına daha farklı ürünler ekmesini önerir, bizim köylü "Ya tutmazsa, o zaman elimdekini de kaybederim" der, reddedermiş. Bir başkası, "Gel birlikte borçlanalım, ortak bir traktör alalım, tarlanı daha verimli işlersin" teklifinde bulunur, bizim köylü bu teklife "Ya daha çok verim alamazsak borcumu ödeyemem bugün sahip olduğumu da kaybederim" diye cevap verirmiş. Bir başkası tarlasını satın almayı önerirmiş, ona da hayır dermiş ağlamaklı köylü. Hiçbir öneriyi kabul etmez, ne olursa olsun korkuyla yaklaşır ve hepsini hemen reddedermiş.

Ama bu arada yakınmayı da aralıksız sürdürürmüş. İkide bir başını yukarıya kaldırır, "Tanrım niye hâlâ bu durumdayım, evimin ekmeğini zor kazanıyorum, bana neden yardım etmiyorsun" diye yakarırmış. Bir gün öküzüyle birlikte tarlasında çalışırken bir fırtına kopmuş, bir yıldırım düşmüş, öküzünü çarpmış, hayvanı öldürmüş. Köylü öküzünün başına çökmüş, yine ağlamış, yakarmış, yakınmış, şikâyet edip durmuş. Yeni bir öküz alma imkânı olmadığı için de bir süre tarlasında tek başına çalışmış. Aynı zamanda da yakınmaya devam edip duruyormuş. Sonunda tek başına işin altından kalkamayacağını anlayınca karısını da beraberinde tarlaya getirmeye başlamış. Karısıyla birlikte çalışırken yine aynı sözleri tekrarlayıp duruyormuş, "Ah Tanrım şu halimize bak... Öküz de gitti, karı koca çalışıp ancak karnımızı doyuruyoruz..." falan filan... Bir gün karısıyla birlikte tarlada çalışırlarken yine fırtına çıkmış, gök gürlemiş ve bir yıldırım gelip bu kez karısını çarpmış. Kadıncağız anında ölmüş. Adam önce epey bir ağlamış, aynı şekilde yakınmaya başlamış, sonra her zaman yaptığı gibi başını gökyüzüne kaldırmış ve: "Tanrım bana bu cezaları vermen için sana ne kötülük yaptım, ne saygısızlık yaptım?" demiş. Bu kez yukarıdan bir ses gelmiş: "Herhangi bir saygısızlık yapmadın. Ama kendine hiçbir faydan olmadığı gibi o kadar çok ağlıyor, o kadar çok yalvarıyor, o kadar çok yakınıyorsun ki bazen fena halde sinirime dokunuyorsun..."

DİĞER YENİ YAZILAR