Haberin Devamı
Ergenekon meselesinin başından beri en önemli kaygı, soruşturmanın yürütülme şeklinden dolayı içinden çıkılmaz hale getirilmesiydi.
Bu kaygı giderek artıyor; dünkü bilmem kaçıncı dalga, soruşturmayı yürütenlerin işin içinden çıkabilmesi ihtimalinin giderek azayacağını gösteriyor.
Ergenekon soruşturması, ülkenin bir din devletine dönüşmesi kuşkusunu taşıyanların, gizli örgütlenmelerle, silah ve terörist yöntemler kullanarak askeri darbe koşullarını hazırlayıp hazırlamadıklarını ve bunun için yasa dışı faaliyetlerde bulunup bulunmadıklarını açığa çıkaracak olan soruşturmadır.
Soruşturmayı bu kapsamın dışına çıkarmak, değişik siyasi faaliyetleri de bu kapsama almak “sulandırma” faaliyetinden başka bir şey değildir.
Vatandaşların her türlü siyasi görüşe sahip olma hakkı vardır. Bugünkü hükümet ile ülkenin geleceğinin kararacağı inancı da buna dahildir.
Her vatandaş, kendi kanaatlerine göre siyasi faaliyette bulunabilir. Siyasi faaliyet partilerin içinde de olabilir, sivil toplum örgütleri içinde de olabilir, bireysel düzeyde de olabilir.
Önemli olan kendi siyasi görüşlerini egemen kılmak için yasaların dışına çıkmamak, şiddete başvurmamaktır. Bu koşullar dahilinde herkes istediği görüşü savunabilir ve bunu açıkça ifade edebilir, bunun için örgütlenme faaliyetlerinde bulunabilir.
Cumhuriyet mitingleri de yasal siyasi faaliyetlerdir. Bu mitinglerde kürsülere egemen olanların demokrasi dışı görüşler beyan etmeleri ise ayrı bir konudur.
Dün evinde arama yapılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan, ilk mitinglerle birlikte başlayan tartışmada kendi ilkelerini “ne şeriat ne darbe” olarak açıklamıştı ve bu açıklamasından sonraki mitinglerde düzenleyiciler tarafından konuşturulmamıştı.
Prof. Saylan’ın evinin aranması ve bulunan her şeyin götürülmesi “sulandırma” faaliyetlerinin en büyük, en ciddi örneklerinden birisidir.
Ergenekon davasının sulandırılması, sadece Ergenekoncuların işine yarar. Dava içinden çıkılmaz hale gelir, ciddi iddialarla gayriciddi iddialar birbirine karışırsa gizli silah depoları da kalabalık içine atılan bombalar da karanlıkta kalır.
Ergenekon davasını bilerek ya da bilmeyerek sulandıranlar, demokrasiye Ergenekoncular kadar zarar vermiş olacaklardır.
Bir futbol notu
Fenerbahçe- Galatasaray maçında ortaya çıkan manzaranın suçluları, birbirine saldıran genç insanlardan önce onlara sürekli olarak “gladyatör” muamelesi yapanlar, “motivasyon” adı altında ilkel duyguları tahrik edenler, “vur-kır-parçala” edebiyatı yapmaktan utanmayanlardır.
Her iki kulübün yöneticilerinin de olaylara karışan futbolcularının da hiçbir özrü olamaz. Eğer Türk futbolu “vur-kır-parçala” ilkelliğinden kurtulacaksa bir yerden başlanmalı, Futbol Federasyonu bu maçın öncesi ve sonrasıyla ilgili olarak en ağır kararları almalıdır.

