Eskiden, gazetelerin "adi suç" haberlerini koydukları üçüncü sayfalarında hemen hemen aynı haberler yer alırdı. Bir cinayet, bir iki hırsızlık, bir iki kavga.
Şu anda ülkede yaygın haber ajanslarının birinin "adi suç" haberleri bir araya toplandığında gazetenin tümünü doldurabilecek bir toplama ulaşmak mümkün.
Her hafta sonu, bütün statlarda olup bitenleri de eklediğinizde toplumumuzda yaşanan "şiddet"in boyutunun tırmandığı düzey çarpıcı bir şekilde görülüyor.
Öfkeli insanların birbirine saldırdığı, en küçük bir tartışmada bıçakların çekildiği, her mahallede her gün birkaç hırsızlık olayının yaşandığı bir toplum haline gelişimizin doğru açıklamasını söylememiz gerekiyor.
Olayın temeli, her gün biraz daha bozulan gelir dağılımıdır. Parayla para kazanma devri geçmiş olmasına rağmen zenginin daha zengin olduğu fukaraların daha fukaralaştığı ortada.
Gelir dağılımındaki olağanüstü bozulma ilkokul sıralarına kadar yansıyor...
Gelir dağılımı düzeltilmedikçe
Geleceğe ilişkin umutları azalmış hatta yok olmuş gençler, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Üniversiteye ulaşanın, diplomaya ulaşmak için paraya ihtiyacı var. Ondan sonra da işsizliğe razı olma aşaması geliyor!..
Dünya Bankası'nın raporuna göre ülkemizin nüfusunun yüzde 4,8'i günde bir doların altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Yani günde 1.3 YTL, (1 milyon 300 bin TL) ile yaşamak zorundadırlar.
Bu rakamın ardından söylenecek başka bir şey yok, olamaz da.
Şu anda Batı'da gelir dağılımındaki haksızlıkları giderecek temel araçlardan biri sendikalardır. Türkiye'de sendikalar 1980'den itibaren işlevsiz ve güçsüz kılındığı için çalışan kesimin bir dayanağı kalmadı. Bu süreçte sendikalı işçi sayısı da yüzde 10'lara indi. Ancak burada ufuksuz bazı sendika yöneticilerinin de kendi bindikleri dalı nasıl kestiklerini hatırlamak gerekiyor.
Gelir dağılımındaki bozukluğun kısa bir sürede giderilmesi tabii ki mümkün değil. Ancak bunun için kafa yormanın, tedbir düşünmenin zamanı da geldi ve geçiyor.
Toplumu saran "suç" sarmalından sadece polisiye yöntemlerle çıkılamaz. Bir toplumda yakalanan her "suçlunun" yerini almak için hazır bekleyen en az üç "suçlu adayı" varsa, suç giderek artacaktır. Polisiye önlemler tek başına bu gidişi önleyemez.
Suç önlenemez
Eskiden, gazetelerin "adi suç" haberlerini koydukları üçüncü sayfalarında hemen hemen aynı haberler yer alırdı. Bir cinayet, bir iki hırsızlık, bir iki kavga
Haberin Devamı

