Sözün değeri

Sözün değeri, söyleyenin değeridir. Bu değer sözün ağırlığından gelir. O ağırlığı da sözü söyleyenin, sözünün arkasında durması sağlar

Haberin Devamı

Sözün değeri, söyleyenin değeridir. Bu değer sözün ağırlığından gelir. O ağırlığı da sözü söyleyenin, sözünün arkasında durması sağlar. Ağızdan çıkan söz için de böyledir, yazıyla başkalarına ulaşan söz için de bu böyledir. Türk siyasetinin yerlerde sürünmesinin, iki kuşak siyasetçinin büyük çoğunluğunun en itibarsız hallere düşmesinin nedenlerinden biri sözlerinin iyice hafiflemesi, kendilerindeki hafifleşmenin sözlerine yansımasıdır. "Siyasi dediğin, seçim öncesi sallar, sonra unutur" kanaati kendi sözlerinin arkasında durmamış siyasilerin yarattığı ve kimsenin doğruluğunu tartışmayı bile gereksinmediği bir inanca dönüşmüştür. Bu yüzden seçim öncesinde meydanlar da boş kalmaktadır, televizyon konuşmaları da izlenmemektedir. Çünkü inanılmaktadır ki söylenecek bütün sözler boştur. Dolayısıyla kimse bu sözlerde ve sahiplerinde bir ağırlık olmasını beklemez.

Halk sabırla bekler ve...
Son seçim öncesinin en sıcak konularından biri, milletvekili dokunulmazlığı olmuştu. Siyasetin itibar kaybetmesinin nedenlerinden biri de dolandırıcılık, hırsızlık, serserilik, cinayet, kaçakçılık gibi suçlardan sanık insanların kendilerini bir siyasi parti aracılığıyla Meclis'e atmaları ve dokunulmazlık zırhına kavuşmalarıydı. Bu kişiler için 4-5 yıl kazanmak önemliydi, herhalde yine önemlidir. Çünkü bu arada dosyalar kaybolur, tanıklar rahat rahat ifade değiştirir, bazı görevliler "yanlışlarından döner"... Ne de olsa eski milletvekilidir, tekrar milletvekili olup insanların başına bela olabilir.

* Halkın büyük çoğunluğunun bu konudaki hissiyatını bilen AKP ve CHP sözcüleri, son seçim öncesinde bu meseleyi halledeceklerine dair sözlerini defalarca tekrarladılar.

* CHP siyasi dokunulmazlığın kalmasını savunurken Tayyip Erdoğan siyasi özgürlüğün bütün vatandaşların hakkı olduğunu, vatandaşın en büyük özgürlüğe sahip olduğu bir toplumda milletvekilinin siyasi dokunulmazlığa da ihtiyacı olmadığını savundu.

Aradan bir yıl geçti, Meclis bu sorunu halledemedi. Bu da özellikle AKP açısından sözünün arkasında durmamak anlamına gelmektedir. Belki şu anda halkın birinci meselesi bu değildir, ama halk böyle şeyleri bir kenara yazar ve bardağın dolmasını bekler. Sabırla bekler. AKP'nin bu konuda harekete geçmesi, belki birkaç milletvekili kaybetmesine neden olabilir, ama kazancı bununla kıyaslanmayacak kadar büyük olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR