AKP, Meclis’in bugünkü oturumuna 361 milletvekilinin girmesi ve cumhurbaşkanının ilk turda seçilmesi için bütün çabayı gösterdi. Ancak dün akşam saatlerine kadar bu çabalarının sonucunu almış görünmüyordu.
Böylece CHP ilk toplantıyla ilgili olarak her durumda Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak ve Türkiye, Yüksek Yargı’nın kararını bekleyecek.
Anayasa Mahkemesi Başkanı defalarca bu konudaki kararı ikinci tur oylamadan önce almaya çalışacaklarını söyledi. Ancak bu da kesin değil. Üyelerden biri ya da birkaçı konuyu incelemek için zamana ihtiyacı olduğunu söyler ya da raportör raporunu bu sürede veremeyeceğini bildirirse karar ikinci tura yetişmez.
Böylece cumhurbaşkanı seçimi hem mahkemelik hem karakolluk olur. Karakolluk olur, çünkü Ankara’daki taraflar birbirlerine en ağır saldırılarda bulunacaklardır. Bu aşamada siyasi tartışmalarda bütün nezaketin yok olacağı bellidir.
Eğer Anayasa Mahkemesi’nin kararı üçte ikinin altında bir çoğunlukla Meclis’in toplanamayacağı yönünde olursa erken seçim kapısı da sonuna kadar açılmış olacaktır.
İlk oturuma katılmayanların, seçim sürecinin tekrar başından başlatılması durumunda bu kez Meclis’e gelmeleri ve ikinci kez süreci başlatmaları beklenemez. Bunu yapacak her milletvekili çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalır.
Anayasa Mahkemesi, ilk turun yapılabilmesi için üçte iki çoğunluk olması gerekmediği yolunda karar verirse de dördüncü turda Gül cumhurbaşkanı seçilir.
Her iki durumda da AKP’nin istediği yerine gelmemiş olacaktır. Birinci ihtimalde zorunlu olarak seçime gidilecek, ikinci ihtimalde ise “Gül sadece AKP’nin cumhurbaşkanıdır” eleştirisi tekrarlanıp duracaktır.
AKP’nin bugün 15.00’e kadar Meclis’te 367 katılımı ve bu sayıyla Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamak için çaba göstermeye devam etmesi doğaldır. Elbette bu çabalarda kullanacağı yöntemlerin “etik” olması koşuluyla.
CHP ve diğer muhalefet partileri bu çoğunluğun etik olmayan yollarla sağlandığı suçlamasını da her durumda tekrarlayacaklardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 11’inci Cumhurbaşkanı’nın seçiminin hem mahkemelik hem de karakolluk olmasının bütün yolları açıldı. Bundan böyle soru, bu sürecin kimin yararına olacağı ve seçim sandığına nasıl yansıyacağıdır.
Sadece AKP değil bütün diğer partiler de bu soruyu kendilerine sormak zorundadır. Bu gerilimin sonunda halk bir tarafın haklı olduğuna karar verecektir.

