KKTC’de bir köprü var; yıkılacak, yerine Rum kesimine giden yeni bir yol açılacak. Bu kararı veren KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat. Karara gerekçe olarak yöredeki Türk esnafın isteği gösteriliyor. Ama anlaşılıyor ki bu yolla Kıbrıs Rum halkına da “birlikte yaşayabiliriz” mesajı verilmek isteniyor. Çünkü bu yol açıldığı zaman iki taraftaki, yani Türk ve Rum taraflarındaki çarşılar birleşmiş olacak.
KKTC’yi yöneten sivil iktidar bu kararı almış ancak uygulayamamıştır. Çünkü KKTC’deki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı karşı çıkmış, olay Ankara’ya, Genelkurmay Başkanlığı’na ulaşmıştır.
Ve son aşamada Türk Genelkurmay Başkanlığı ile KKTC Cumhurbaşkanı ve hükümetinin karşı karşıya gelmesi gibi bir görüntü ortaya çıkmıştır. Üstelik Genelkurmay’ın Talat’ı yalanlayan bir açıklama yapması durumu daha da zorlaştırmıştır.
Bu Lokmacı köprüsü, geçidi ve yolunun askeri açıdan ne kadar önem taşıdığını kuşkusuz askerler bilir ve bu konuda karar verecek olanlar onların da fikrini alır. Ama kararı verecek olan “sivil otorite”dir.
Ve Lokmacı olayı bu konuda, hem Ankara’da hem KKTC’de açık bir yetki sorunu olduğunu göstermiştir.
KKTC’nin bağımsız bir devlet olduğunu söylüyor, dünyayı onu tanımaya çağırıyoruz. Ama bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın aldığı bir kararın uygulanması askeri yetkililer tarafından engelleniyor, ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmayı da tartışmaya tam ortadan girerek KKTC Cumhurbaşkanı’na “haddini” bildiriyor.
Bu “haddini bildirme”nin ardında Talat’ı istifaya zorlama niyeti de olabilir. Ve eğer varsa, durum daha da ciddidir.
KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilen bağımsız devlet olduğuna dünyayı inandırmanın mümkün olamayacağını bu olay bir kere daha gösterdi. Türk Güvenlik Kuvvetleri’ne sözünü geçiremeyen, Türkiye Genelkurmayı tarafından azarlanan bir üslupla yalanlanan kişinin bağımsız bir devletin en yetkili kişisi olduğuna zaten biz inanmıyoruz. İnanmıyoruz ki bu icraatları yapıyoruz. Ama sonra dünyaya dönüp “Valla bağımsız bir ülkedir, tanıyın” diye konuşuyoruz. Ve bize inanılmasını bekliyoruz. İnanan çıkmayınca da bütün dünyanın bize düşman olduğunu düşünüyoruz.
Lokmacı olayı KKTC’deki gerçek durumu ve KKTC ile Türkiye’nin ilişkilerinin niteliğini ilgili ilgisiz herekesi gösteren bir olaydır.
Bu nedenle de Kıbrıs sorunu önce Türkiye tarafından kendi kendisi açısından çözülmesi gereken bir sorundur. Kıbrıs nedir? KKTC nedir? Ve bizim için anlamı ve önemi nedir? Bu soruların cevaplarını öncelikle vermek zorunda olan, hem orada hem burada “sivil otorite”dir. Sivil otorite bu cevapları vermediği sürece de askeri bakış açısının ve askeri otoritelerin, sistemin ruhuna aykırı olarak “söz hakkı bizim” şeklinde davranmasının yolları açık kalacak.

