PKK ve terör meselesi her konuşulduğunda yetkililer sürekli olarak “dışardan” yakınıyor. Önceden PKK yanlısı örgütlerin faaliyetlerine göz yumdukları için bazı Batı ülkeleri suçlanırdı.
Şimdi mesele Kuzey Irak’a kaydırılıyor ve ABD ile Kuzey Iraklı Kürt yöneticiler suçlanıyor.
Başbakan son olarak yine ABD’nin tutumundan yakındı, “özel koordinatör” sisteminin çalışmadığını söyledi.
Bu sistemin yürümesi zaten mümkün değildi, çünkü Amerikan tarafı ve Ankara bu “özel koordinatör” ve görevlerine daha başından farklı bakıyordu. Amerikan tarafı bu sistemi bir tür “özel görüşme” kapısı açılması olarak görüyordu. Buna karşılık Ankara’nın atadığı özel koordinatör, Türkiye’nin taleplerini tekraren ileten ve soruna sadece askeri açıdan bakan bir makam oldu.
Kuzey Irak’ta PKK’nın sığınak ve lojistik destek sağlaması, “askeri” açıdan kuşkusuz önem taşımaktadır. Kuzey Iraklı Kürt liderlerin bu konuda işbirliğine fazla istekli olmadıkları da bellidir. Kuzey Iraklı Kürt liderler ve ABD, bu bölgede yeni bir karmaşa durumu yaratmak istememekte, bu yüzden PKK’nın üzerine gitmeyi sürekli ertelemektedir.
Irak’taki genel iç savaş durumunun bugünden yarına sona ermeyeceği ortada. Dolayısıyla Kuzey Irak’ta adı ne olursa olsun fiili bir Kürdistan’a doğru sağlanan ilerlemeleri tehlikeye atacak, Kürtlerin tekrar birbirleriyle savaşmasına yol açacak bir adımın atılması da zor görünüyor.
PKK’nın Kuzey Irak’taki durumu, terör eylemleri açısından önemli olabilir. Ama sürekli olarak “dışarısı” suçlanarak bir yere varılamayacağı bundan önce yaşananlarla defalarca kanıtlandı.
PKK terörü, Türkiye’nin bir iç meselesi olan “Kürt meselesi”nin kanlı ucudur. Bu meseleyi çözecek kapsamlı politikalar üretmeden, önce Türkiye’nin dağlarındaki insanlarının inmesini sağlamadan dikkati sürekli olarak Kuzey Irak’a çekmek, ABD’yi suçlamak bir tür geçiştirme oyunudur.
Sağlanması gereken, Türkiye’nin içinde silahların bırakılmasının yollarının açılması, bunun için gerekenlerin açık ve özgürce tartışılmasıdır.
PKK’yı, Kuzey Irak’tan ithal edilmiş bir mesele olarak görmek ya da bu bahaneyle ana meselenin konuşulmasını ertelemek yine zaman kaybetmek olacaktır.
Sorun Türkiye’nin iç sorunudur ve bu sorun Kuzey Irak’ta ve Amerika tarafından değil, Türkiye’de Türkler tarafından çözülecektir.

