AKP Genel Merkezi örgütlere bir anket gönderdi. Amaç Cumhurbaşkanlığı konusunda örgütün eğilimini belirlemek. Ankette Başbakan Erdoğan’ın yanında 4 isim daha sayılıyor. Bu dört ismin ortak özelliği, eşlerinin türbansız olması olarak göze çarpıyor.
Erdoğan’ın yanına eklenmiş olan 4 AKP’li şu kişiler: Beşir Atalay, Mehmet Aydın, Vecdi Gönül ve Köksal Toptan.
Böyle bir anketin sonucu çok bellidir. AKP örgütü büyük bir ağırlıkla Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasını isteyecektir.
Seçenek olarak gösterilen Beşir Atalay dışındaki kişiler AKP örgütünün “dışında” olan isimlerdir. Aslında Beşir Atalay da üniversite öğretim üyeliği döneminde Ankara’daki merkez siyasetlerin içinde olmuştu, ancak yine de örgütün çok içinden bir isim değildir.
Görüşü sorulacak AKP’lilere Erdoğan dışındaki 4 seçenek olarak sunulmuş olan isimlerin eşlerinin türbansız olmaları önemli bir “yönlendirme” unsurudur. AKP’nin örgütlerinde daha önceki siyasal İslam kökenli partilerden gelen isimlerin ağırlıkta olduğu biliniyor. Bu yapıda bir örgütün “türbanlı-türbansız” seçiminde eşi türbansız bir kişinin cumhurbaşkanı olmasını istemek “içinden gelmeyecektir”.
Ayrıca “karizma” ve “liderlik” kıstaslarıyla bakıldığı zaman Tayyip Erdoğan ile diğer aday adayları arasında büyük farklar vardır.
Bu beş isimli ankette, örneğin Bülent Arınç’ın adının yer almaması da anketi düzenleyen kişilerin mantığını yansıtmaktadır. AKP örgütüne eğilim sorulurken, bir açıdan da şu ana fikir dayatılmaktadır: Eğer eşi türbanlı bir kişi Cumhurbaşkanı olacaksa bu kişi Tayyip Erdoğan olmalıdır. Eğer toplumsal bir gerilim yaşanmasını istemiyorsanız da eşi türbansız ama örgüte fazla yakın olmayan, bir bakıma “daha silik” bir isim seçilecektir.
Bu “art fikir” anketin sonucunu şimdiden belirlemiş oluyor. AKP örgütü “bize göre Erdoğan olsun ama yine de kendisi bilir” gibi bir eğilim belirtecektir. Bu da “eğer büyüklerimiz gerilim istemiyorsa onların tercihini kabul edebiliriz” anlamı taşıyacak bir tavırdır.
Erdoğan’ın AKP örgütü tarafından tercih edilmesi kaçınılmaz olduğuna göre, kendisinin adaylık konusundaki eğilimi de böylece ortaya çıkmış oluyor. “Parti örgütü beni istedi” demek bir bakıma kendisini de rahatlatacaktır.
Not: Sosyalist mesaj
Sosyalist Enternasyonal, bir toplantısına konuşmacı olarak Tayyip Erdoğan’ı davet edecek. CHP bu örgütün üyesidir. Ancak herhalde Sosyalist Enternasyonal merkezi davet için CHP’nin fikrini almamıştır. Davetin nedeni, bu uluslararası örgütün Türkiye hakkındaki bilgileri doğrudan birinci elden almak istemesi olabilir. Demek ki CHP’den doğru bilgi alamadıklarını düşünüyorlar.
Eğer bu davet kesinleşirse CHP’nin yapabileceği tek şey bu örgütten istifa etmesidir. Böylece parti yönetimi de eskide kalmış “sol” kimliğine ilişkin işaretlerin birinden daha kurtulmuş olur. Bu da CHP’nin yeni siyasal konumu açısından yönetimin işine gelecek bir durumdur.

