Necmettin Erbakan’ın, eski komünist partiler usulü bir “politbüro” kurdurup, Saadet Partisi’nin yönetimini tekrar eline almasına çok kişi şaştı.
Şimdi de Hüsamettin Cindoruk, Demokrat Parti’nin genel başkanı olmak için harekete geçti.
Gerçi Cindoruk Erbakan’dan genç, kayıtlara göre sadece 76 yaşında. Tabii onun da bu yaşta ağır bir siyasi göreve talip olmasını anlamak mümkün değil.
Cindoruk’un dün yaptığı açıklamanın içeriğinde önemli ve farklı bir siyasi açılımın izleri bulunmuyordu.
Cindoruk, Baykal’ın yanında “Ergenekon’un avukatı” olacağını söyledi; ima yoluyla “demokratik açılımların Türkiye’yi böleceğini” savundu. Bir de “Türkiye’nin haritasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez” dedi. Tabii ki öyledir, ama bunu söyleme tarzından Kürt sorununda radikal bir tavır alacağı anlaşılıyor.
Cindoruk bir süredir değişik televizyon kanallarında siyasi tartışmalara giriyor ve benzer görüşleri savunuyordu. Bu konuşmalarının kendisine ciddi bir destek oluşturduğunu düşünmüş olmalı ki, 76 yaşında parti genel başkanı olmaya kalkıştı.
Rahmetli Bülent Ecevit’in siyasetteki son dönemlerini de bu vesileyle hatırladığımızda, “ne oluyor bu insanlara” diye düşünmemek mümkün değil.
Dünyanın dört bir yanında, siyasi liderlik yaşı 50’ye hatta bazı ülkelerde 40’lara düşmüşken 80’ine merdiven dayamış ya da aşmış olanların siyasi hırslarla hareket etmeye devam etmelerinin yol açtığı sıkıntıları gördük. Ama onlar görmüyor.
Eskiden böyle yaşlılardan oluşmuş topluluklarla, “Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi” benzetmesi yapılarak alay edilirdi. Şu anda dünyanın dörtte birini yöneten Çin Komünist Partisi’nin yöneticilerinin yaşlarına merak edenler baksınlar, sonra Ecevit’i, Erbakan’ı, Demirel’i, Cindoruk’u, hatta Baykal’ı düşünsünler.
Siyasi ortamda gerileme yaşandığının kanıtı Cindoruk’un bu cesaretidir.
Öyle bir cesaret ki, 80’lerin başında bile eski kalmış bir siyasi üslup ve vizyonla iktidara talip olabiliyor.
Cindoruk’un sözlerindeki siyasi vizyona sahip yeni bir partinin herhangi bir şansı olamayacağını görmek için siyaset uzmanı olmaya gerek yok. Ortalıkta bu söylediklerinin hepsini hatta daha fazlasını söyleyen ve savunan muhafazakâr siyasi partilerden çok var ve hiçbiri hâlâ iktidar adayı olmayı başaramıyor.
Korkunç bir plan
Mardin’deki katliamı yapanların köyde hiç canlı bırakmamaktan ne umdukları anlaşıldı. Diyeceklerdi ki “PKK bastı, herkesi öldürdü.” Başarılı olsalardı olay gazete başlıklarına “PKK korucu köyünü imha etti” diye çıkacaktı.
Bu köylü kurnazlığı demek daha önce başarılı olmuş ki bu katiller de aynısını yapmaya kalkmış.
Ya bu plan birkaç gün için tutsaydı ve ülkenin dört bir yanında “durumdan vazife çıkaranlar” Kürtlere saldırsaydı, DTP binaları yakılsaydı! Bu öfkeye kimse tepki gösteremeyecek ve 44 olan ölü sayısı katlanarak büyüyecekti.

