Sonrası korkutuyor

Haberin Devamı

Türban tartışmasıyla ilgili her yazıya onlarca okurdan tepki geliyor. Bu tepkilerden önemli bir sonuç çıkıyor. O sonuç, konu her düzeyde tartışılırken sürekli olarak elmalarla armutların karıştırıldığıdır.

Öncelikle hatırlanması gereken temel bir bilgi var. Defalarca yazıldığı halde tekrar etmek gerektiği anlaşılıyor. Bu tartışılamayacak gerçek, Türkiye’de türbanı bir “sorun” olarak ortaya çıkaranın siyasal İslam olduğudur.

Siyasal İslam, Türkiye’de uzun süre Erbakan ve partileri tarafından temsil edildi. 70’li yıllardan itibaren türbanı bir dinsel-siyasal simge olarak kullanan da yine aynı siyasi harekettir.

Türbanın bugünkü anlamı ve kullanım şekli üzerine kafa yoranların önce bu gerçeği bilmeleri gerekiyor.

***


Türbanın bugünkü gibi bir siyasal mücadele aracı olarak kullanılması, bu giyim şeklinin bir bireysel özgürlük alanı olarak görülmesini zorlaştırıyor.

Asıl korku da bu noktadan itibaren ortaya çıkıyor. Siyasal İslamın çeşitli kanatlarının türbanı bir mücadele ve toplumsal baskı aracı olarak kullanması, başka giyim tarzlarını tercih edenler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılabilir. Bunun en somut örneği 70’li yılların sonunda İran’da yaşandı, biraz farklı olsa da aynı sonuca ulaşan bir başka örnek de Malezya’dır. Siyasal İslamcı hareketlerin yoğun toplumsal baskı kurdukları başka Müslüman ülkeler de vardır.

***


Korku, bir özgürlüğün başka özgürlükleri yok etmek için kullanılmasıdır. İran’da Humeyni’nin dönüşü ve Şah’ın kaçmasının ardından kurulan geniş koalisyon hükümetinin başbakanı Mehdî Bazargan’ın iki sekreteri vardı, birinin başı sıkı sıkıya kapalıydı diğeri ise başı açık ve normal giyimliydi. Bunun da koalisyon açısından sembolik bir anlam taşıyıp taşımadığını sorduğumuz zaman Bazargan “doğru görmüşsünüz” demişti.

Korku, başı sıkı sıkıya kapalı kadının diğer kadın üzerinde baskı kurup sonunda başını kapattırması, yine benzer baskılarla diğer kadını kendisinin hayat tarzında yaşamaya zorlamasıdır.

***


Batı’da üniversitelerde türban yasak değildir, çünkü herhangi bir çevre baskısı durumu olsa da etkileri çok sınırlı olacaktır. Fransız veya İngiliz ya da Alman genç kızlarının muhafazakâr Müslüman kızların etkisiyle kapanmaları diye bir tehlike ortada yoktur. Dolayısıyla Batı örneğinin bugün bizim için bir kanıt gibi gösterilmesi de sadece gülünçtür.

Korkuyu doğru görmek bu meseleyi sağlıklı bir şekilde tartışabilmek için şarttır. Korku, giyim özgürlüğünün başkalarının giyim özgürlüğünü yok etmek için kullanılması ihtimalidir.

DİĞER YENİ YAZILAR