Tarhan Erdem’in yönettiği KONDA araştırma kuruluşunun son araştırmasının sonuçları, özellikle AKP karşıtları açısından sürpriz oldu.
Tarhan Erdem dün Radikal Gazetesi’nde araştırma sonuçlarını ve sonuçlara dayalı tahlilleri yayınladı.
Buna göre AKP’nin yüzde 44-49, CHP’nin yüzde 18-22, MHP’nin de yüzde 11-16 arasında oy oranlarına ulaşması öngörülüyor.
Diğer partiler yüzde 5 ve altında kalıyor.
Bu manzara AKP’nin rahatlıkla tek başına hükümet kurabileceği anlamına gelir.
KONDA araştırmasında oy oranlarının milletvekili sayısı karşılığı da yer alıyor. AKP 310-340, CHP 100-120, MHP 70-90 arasında milletvekili ile Meclis’te yer alabilecek.
Aynı araştırmada seçilmesi muhtemel bağımsız aday sayısı da 25-35 olarak verilmiş. Bu da DTP’nin desteklediği bağımsız adayların Meclis’te grup kuracak sayıya ulaşabileceği anlamına geliyor.
Araştırma sonuçları, seçmenin yaklaşık yüzde 90’ının iradesinin Meclis’e yansıması ve yüzde onluk barajın fiilen yok olması anlamını da taşıyor. DSP’liler CHP listelerinden 10-12 vekile sahip olacakları için CHP’nin milletvekili sayısının 100’ün altına inmesi muhtemeldir.
Sonuçta yeni Meclis 5 partili olacaktır: AKP, CHP, MHP, DTP ve DSP. Bu da ülkenin siyasi yapısının bütünüyle Meclis’e yansıması anlamına gelir ki, önceki Meclis’lere yöneltilen temel bir eleştiri de böylece ortadan kalkmış olacaktır.
KONDA araştırmasının sonuçlarını “manipülasyon” olarak görenler hemen tepki göstermişlerdir. Burada aynı kuruluşun önceki genel seçim dolayısıyla yaptığı araştırmalardaki başarısını hatırlatmak gerekiyor.
Toplumda son dönemde yaşanan kamplaşma, seçim öncesi her türlü siyasi tartışmanın da nesnel ölçülerin dışına taşmasına, duygusal tepkilerin yaygılaşmasına neden oldu.
Bu araştırma da aynı duygusal tepkilerle karşılaşacaktır. AKP’ye ilişkin “laiklik” kuşkusunu fazlasıyla yaşayan kesimden çıkacak demokrasi dışı sesler de şimdiden kendisini gösteriyor.
İki gün sonra ortaya konulacak sandıktan çıkacak toplumsal iradeye saygı göstermek herkesin görevi ve sorumluluğudur. Bu, yeni oluşacak siyasi iktidara boyun eğmeyi, onun da “halk bizi seçti” diyerek demokrasinin temellerini unutmasını gerektirmez. Tam tersine, güçlü bir siyasi iktidarı daha da güçlü kılan, toplumsal uzlaşmaya verdiği önemdir.
Yeni Meclis’i oluşturacak çok seslilik önümüzdeki dönemde demokrasinin daha da kurumsallaşması için çok büyük ve önemli bir olanaktır. Bunu sandıktan çıkacak herkesin doğru görmesi ve değerlendirmesi şarttır.

