3 Ekim öncesinde, asıl gerilim Avrupa Birliği içinde yaşanıyor. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, kendine göre Türkiye'yi sıkıştırmak için baskılarını sürdürüyor.
Görüşme çerçeve belgesinde yer alması beklenen "olumsuz" ifadelerin zaman içeren şartlara bağlı olmaması ise önemli.
3 Ekim'den itibaren görev, yine bütünüyle Türkiye'de. Adına "görüşme" deniyor, "müzakere" deniyor ama ortada bir görüşme yok. Avrupa Birliği'nin "müktesebatı" denilen kanunlar, yönetmelikler bütünü var. Bunlar 35 başlık altında ele alınacak. Her "başlık" için Türkiye'nin önüne yazılı belgeler konulacak, Türkiye'den bunları yerine getirmesi istenecek.
* 3 Ekim'den itibaren yaşanacak olan bir görüşme ya da pazarlık süreci değildir. Türkiye 35 başlık altında toplanan konularda kanunlarını değiştirecek, yönetmeliklerini çıkaracak ve bunları uygulamaya koyacaktır. Avrupa Birliği Komisyonu da bunları denetleyecek ve tatmin olduğu zaman o başlık "kapatılmış" olacaktır.
Bu süreç tamamlandığı sırada, uygulamada Avrupa Birliği ile tam bir uyum sağlanması söz konusudur. O aşamaya gelindiğinde, şu anda Türkiye'nin önünü kesmek için kullanılan Kıbrıs sorunu da ayrıntı olacak. O aşamaya gelindiğinde son imzayı atıp atmamak sadece Avrupa Birliği ülkelerinin değil, Türkiye'nin de hakkıdır.
Asıl mücadele içeride
Türkiye 1963 Ankara Anlaşması'nı imzaladı.
Türkiye 1995'te Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladı ve uygulamaya koydu.
Türkiye'nin adaylığı 1999 yılında Avrupa Birliği zirvesinde kabul edildi.
2004 yılı 17 Aralık günü Avrupa Birliği Zirvesi Türkiye ile tam üyelik görüşmelerinin 3 Ekim 2005'te başlaması kararını aldı.
Bugüne kadar yaşanan bütün engellemeler ve asıl çelmeler hep Türkiye'nin içinden geldi. Türkiye'nin 1963'te başlattığı AB sürecinin bu kadar gecikmesinin nedeni de Avrupalılar değil, dünyanın nereye doğru geliştiğini anlamayan Türklerdir, Türk siyasilerdir.
3 Ekim'den sonra da asıl engellemeler, direnmeler yine Türkiye'nin içinden gelecektir. Yeni düzenden korkanlar; kendi ayrıcalıklarını, çıkarlarını kaybedeceklerini düşünenler hep birlikte yeni cepheler oluşturarak "Biz AB üyeliğine karşı değiliz, ama..." diye başlayan gerekçeler oluşturmaya devam edeceklerdir.
3 Ekim'e yaklaşılırken asıl mücadele içeride veriliyor, 3 Ekim'den sonra da içeride verilecek.
Son hafta
3 Ekim öncesinde, asıl gerilim Avrupa Birliği içinde yaşanıyor. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, kendine göre Türkiye'yi sıkıştırmak için baskılarını sürdürüyor
Haberin Devamı

