Avrupa Birliği treni bir kez daha ve son kez, kesin olarak kaçacak mı? Bugünün sorusu, yarını belirleyecek olan soru budur. Geri kalan her şey bugün için ayrıntıdır, kafaları karıştıran ayrıntılar da şu anda yaşanan sıkıntının nedenidir.
Beklenen çok açıktı: Meclis olağanüstü toplantısında Türk Ceza Kanunu değişikliklerini geçirecek ve böylece Türkiye'nin AB'ye verdiği yasalara ilişkin taahhütlerin en önemlisi yerine getirilmiş olacaktı.
Bunun ardından, 6 Ekim'de açıklanacak olan AB Komisyonu ilerleme raporunda, Türkiye'nin Birlik kriterlerine uyum konusunda en önemli adımları atmış olduğu ve tam üyelik görüşmesi için tarih tespit edilmesi gerektiği belirtilecekti.
İki hafta önce durum buydu, şimdi ise tam tersine dönmüş görünmektedir.
* İki hafta önce bütün Batı medyası Türkiye'nin AB üyeliğinin gerekliliğini sayıp döküyordu, şimdi ise Türkiye'deki yönetimin "İslamcı özlemleri"ni tartışıyor.
* İki hafta önce, Türkiye'de AB üyeliği için büyük bir toplumsal uzlaşma olduğu, AKP hükümetinin de bu yönde en ciddi adımları attığı tekrarlanıyordu, şimdi ise Hükümetin AB üyeliği konusundaki niyetinin ciddi olup olmadığı konuşuluyor.
Yapılacak bir tek şey var
* Türkiye'nin AB üyeliği sadece hükümetin bir sorunu değildir. Bu hükümet AB konusunda topluma açık vaatte bulunmuş; bunu gerçekleştirmek ve Türkiye'nin daha demokratik bir ülke olması için her şeyi yapacağını taahhüt etmişti.
* Taahhüdünden geri dönüyorsa bunu da Türk halkına açıkça bildirmek zorundadır. Bu da aslında hükümetin siyasal meşruiyetini kaybetmesi anlamına gelir.
* Hükümet olmak demek, kafasına göre temel politikaları değiştirme hakkına sahip olmak değildir.
Artık son kritik haftaya giriliyor. Eğer hükümette ve Başbakan Erdoğan'da hakim olan düşünce bu haftayı, Avrupa Birliği yetkililerini ve liderlerini ikna için kullanmaksa bundan hemen vazgeçmelidir.
* Yapılacak tek bir şey vardır. Meclis'i hemen tekrar toplamak, TCK'nın son iki maddesini geçirmek ve onay için derhal Cumhurbaşkanı'na göndermek.
Türk halkıyla Avrupa Birliği'nin rahatlatacak ve iki hafta öncesine geri dönülmesini sağlayacak tek çözüm budur. "Delikanlı" havalarıyla, "Biz hükümetiz" babalanmalarıyla sorunu çözmek söz konusu değildir.
Eğer Avrupa Birliği'nden Türkiye'ye görüşme tarihi verilmezse, ülkenin geleceği belirsizliğe sürüklenmiş olacaktır.
Bu da bugünkü hükümetin kaldırması mümkün olmayan çok ağır bir sorumluluktur.
Son hafta
Avrupa Birliği treni bir kez daha ve son kez, kesin olarak kaçacak mı? Bugünün sorusu, yarını belirleyecek olan soru budur. Geri kalan her şey bugün için ayrıntıdır, kafaları karıştıran ayrıntılar da şu anda yaşanan sıkıntının nedenidir
Haberin Devamı

