Son 5 gün değil

Avrupa liderlerinin bu hafta verecekleri kararla her iki tarafın, hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın üzerinden ağır bir yük kalkacak...

Haberin Devamı

Avrupa liderlerinin bu hafta verecekleri kararla her iki tarafın, hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın üzerinden ağır bir yük kalkacak. Kararsızlık, arada kalmak, herhangi bir karardan daha ağır bir yüktür.
Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olduğunun tescil edilmesi ve bütünleşme sürecinin fiilen başlamasıyla iki tarafın alacağı yeni sorumluluklar olacaktır.
Fransa Devlet Başkanı ile Almanya Baş-bakanı'nın "ortak eğilim" olarak tespit ettikleri "Temmuz 2005" tarihi, "koşullu" bir tarih değildir. Türkiye'nin diğer "ev ödevleri" ni tamamlayacağı veri alınarak belirlenmiş bir tarihtir.

"Koşul" meselesi
AB'nin tam üyesi olana kadar, yani bu ailenin içinde yer alınmasını sağlayacak bütün kriterlere uyum tamamlanana kadar, aslında her şey "koşullu" dur.
Türkiye bugün, görüşmelerin başlaması için gerekli bütün "temel koşulları" yerine getirdiğini ve bazı eksikleri hızla tamamlayacağını söylemektedir.
Avrupa liderlerinin Türkiye'ye görüşme tarihi vermeleri de bunun doğrulanması, onaylanmasıdır.
Bundan sonra yine "koşullar" vardır;
* Eğer, artık "Avrupa toprağı" olacak Kıbrıs Adası'nda yeni yapılanmaya ciddi ve aktif katkılarda bulunmazsanız...
* Tekrar popülist ekonomi politikalarına döner, ekonomi yönetiminde ipin ucunu kaçırırsanız...
* Ekonomide kısa dönemli canlanma sağlamak hevesiyle enflasyonu hortlatırsanız...
* Demokratik gelişmeleri, "bize bu kadarı yeter de artar" diye durdurursanız...
* Kitap toplatmaya ve "fikir suçu" diye bir suç türünü yaşatmaya devam ederseniz...
* "Uygulama" sıkıntılarını "münferit olaylar" olarak görmeye ve mazur göstermeye devam ederseniz...
* "İşkence yi tümüyle, hem uygulamada hem kafalarda silmezseniz...
* Demokrasinin "herkes için" olduğunu unutur, "bir tarafa demokrasi" oportünizminin kafaların dibinde var olmasını engellemezseniz...
* Laik demokraside bütün inançların "eşit" olduğunu unutursanız...
* İslamcı "renkleri" ağır basan bir toplum hevesinin rafa kalktığının güvencelerini sağlamazsanız...
* Toplumun ve insanların hayatının her kesiminde birinci hedefin "gerçek kalite" olduğu bilinciyle davranmazsanız...
* Her türlü ilkelliği "görüldüğü yerde" ezmezseniz...
Bu hafta Kopenhag zirvesinden alacağınız hiçbir tarihin hiçbir anlamı olmaz. Tarihler tarihleri kovalar ve siz de olduğunuz yerde "saymaya" ve "sayıklamaya" devam edersiniz.

Hangi ruh haliyle...
Avrupa Birliği üyeliği bütün toplumun farklı bir "ruh durumu" na kilitlenmesidir. Bu "ruh durumu" da asla "biz bir sürü fedakârlık yaptık, taviz verdik, şimdi sıra avantalarda" sığlığı değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR