Türkiye'de merkez sol ve "daha" sol, en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor. Sosyal demokrat kanatta iki parti, CHP ve SHP var. "Daha" solda ise en az 5 parti, toplam yüzde 1'e ulaşmayan bir oy desteğiyle yetiniyor.
* CHP'de son yaşananlar, kendine ne ad verirse versin, Türkiye'deki bütün sol parti ve hareketlerde klasik hastalığının yenilemediğini gösteriyor.
* Hastalığın adı "küçük olsun benim olsun"dur.
Bu hastalık, esas olarak "köy-kasaba" kültürünün bir ürünüdür ve Türk solu bu hastalığın içinde kendini eritmeye devam ediyor.
En çok parti doğuran parti olan CHP'de tekrar bir doğum sancısı başladı. Böyle durumlarda merkez yönetimi rakiplerini parti dışına iter ve tekrar sakin bir ortama kavuşur.
Baykal'ın iki gündür yaptığı öfkeli konuşmalar gösteriyor ki CHP'nin önümüzdeki olağanüstü kurultayının kaçınılmaz sonucu partinin biraz daha küçülmesi olacak. Buradan belki yeni bir "sol" parti doğar. Belki de o doğum biraz daha zaman alır. Ancak kesin olan, CHP'nin bizzat Genel Başkanı tarafından başlatılmış olan bu krizden biraz daha küçülmüş olarak çıkacağıdır.
Merkez sol nal topluyorsa
Avrupa Birliği ile birlikte anılan "kriterler"in ya da reformların neredeye tümü aslında Batı'da merkez sol partilerin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana savundukları "demokrasi" kriterlerinin aynısıdır.
Bizdeki "dram", geleneksel sol siyasetin ana unsurlarını oluşturan bu kriterler yönünde siyaset yapan partinin siyasi İslam kökenli bir merkez sağ parti olması.
Bugünkü bu çelişkiyi, Türk halkının ve Türkiye'nin başta demokrasi olmak üzere ana sorunlarında merkez solun, "atçılık deyimiyle" nal toplaması yarattı.
CHP ve diğer "sol" partilerin halktan kopuk oldukları uzun süredir söyleniyor. Doğrudur. Bu partiler uzun süredir, halkın çıkarlarını ve ana eğilimlerini savunan "öncü" politikalar yürütemiyorlar.
Böyle bir dramatik çelişki içinde yaşadığı için merkez sol ya da sosyal demokraside oyun "komedi"ye dönüştü.
Rahşan Ecevit'in "dinimiz elden gidiyor" bildirisi, Bülent Ecevit'in "Musul'u alalım" önerisi, Baykal'ın "rüşvet" iddiaları, hayatın dışına düşmüş olan sosyal demokrat liderlerin yaşadıkları dramın dışa vuran komik görüntüleridir.
Bu dramatik görüntü kuşkusuz, sosyal demokrasinin geleceği açısından herhangi bir iyimserliğe olanak vermiyor.
* Eğer merkez sol kendine bir yol arayacaksa, bugünkü trajik durumundan kurtulmayı deneyecekse, önce bugünkü "lider" kadrolarını hemen emekliye sevk etmek zorundadır.
CHP'nin ve sosyal demokrasinin geleceği, gerçek anlamda ancak bundan sonra konuşulabilir.
Sol'un geleceği
Türkiye'de merkez sol ve "daha" sol, en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor. Sosyal demokrat kanatta iki parti, CHP ve SHP var. "Daha" solda ise en az 5 parti, toplam yüzde 1'e ulaşmayan bir oy desteğiyle yetiniyor
Haberin Devamı

