Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı İsmail Cem'in ortaya atmasıyla, yine bir "solda birlik" tartışması (son otuz beş yıldır yüzlerce kez olduğu gibi,) bir kez daha başladı. Şu anda tartışmanın heyecan ve gerilim düzeyi oldukça düşük. Bu ilgi azlığının nedeni de üzerinde ilk düşünülmesi gereken unsurlardan. İsmail Cem, Ecevit ailesinin DSP'sinden ayrılırken yaratılmış olan hava, Türkiye'de demokratik solu bir araya getirecek güçlü bir siyasi hareketin doğmak üzere olduğu şeklindeydi. Bu hareketin başında Cem-Özkan-Derviş üçlüsü vardı. Önce Derviş daha büyük bir birlik hayallerine daldı. O günün koşullarında bunun imkânsızlığını gördü ve daha sağlam görünen CHP'ye geçti. Özkan, küçük hareketlerle kendini gözlerden uzaklaştırdı. Seçim sonucunu hatırlayalım: CHP yüzde 15 alırken, diğer sol ve sosyal demokrat partiler seçmen tarafından silindiler.
Sosyal demokrat partiler!
Geçtiğimiz kasım ayı öncesinin koşullarında CHP bir ara iktidar rüyasına bile kapılmıştı. Bunların boş rüyalar olduğu ortaya çıktığı gibi, 6 aydır gündeme gelen her konuda yapılan bayat çıkışlardan, demagoji ve "laf geçirme"den öteye gitmeyen tepkilerden, CHP'nin halk tarafından "kendisine verilen muhalefet görevi" nin ne olduğu konusunu da pek anlamadığı belli oldu... Sosyal demokrasinin üç partisinin durumları birbirinden çok farklı değildir. Ecevit ailesinin kendi küçük dükkânları olarak miras bile bırakmayacakları DSP... İsmail Cem'in tek başına kaldığı YTP... "Peki ben ne yapacağım" der gibi duran CHP.. DSP'nin herhangi bir ortak harekette yer almaması adeta "Allahın emri" niteliği almıştır. İsmail Cem'in "solda birlik" önerisinin anlamı da CHP'ye "şerefli bir katılma" dan ibarettir. CHP'nin, solun en büyük partisi olarak gireceği son seçim önümüzdeki yıl başında yapılacak olan yerel seçimlerdir.
CHP'nin seçenekleri...
CHP'nin bugünkü durumuyla, bu seçimlerde yüzde 15'in üzerine çıkması ve önemli merkezlerde seçim kazanması sürpriz ötesi olacaktır. Eğer belli yerlerde, orada çok sevilen adaylar çıkacaksa, bunlar CHP'li olmaları nedeniyle değil, kendi adları ve kişilikleri dolayısıyla seçilirler. Bunun ötesinde bir durumun ortaya çıkmasının mümkün olmadığını, siyasetle ilgili herkes görüyorken CHP erkânının görmemesi anlaşılması zor bir durumdur. CHP'nin "tecrübeli" erkânı şöyle bir hesap peşindedir: "AKP bir dönem daha iktidar olur, ama hızla iktidar yıpranması yaşamaya başlar ve bir sonraki seçimde sıra CHP'ye gelir. Bu hesap "çocuksu" bile değildir. Ve CHP bu hesaba inanarak durmaya devam ederse, tarihin derinliklerine bir daha gelmemek üzere giden partiler arasına katılır. Baykal iki kere direkten döndü. Üçüncü kez direkten dönmesi mümkün değildir. CHP kadroları, CHP'nin temel fikirlerine yakın olan dışardaki insanlarla birlikte hızlı bir "beyin fırtınası" dönemine girmek zorundadır. Üstelik bu çalışmaya Baykal ve onun vazgeçilmez ekibini almamak gerekir ki bayıltıcı ve anlamsız tartışmalar dışında yeni bir şeyler söylenebilsin. Bunun anlamı da Baykal'a "artık sen de evine git" demektir. CHP ya bu yola girer ya da öteki yola.
Solda birlik
Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı İsmail Cem'in ortaya atmasıyla, yine bir "solda birlik" tartışması (son otuz beş yıldır yüzlerce kez olduğu gibi,) bir kez daha başladı
Haberin Devamı

