Haberin Devamı
Bir politikacı için “başarı”nın en kolay yolu sokağa teslim olmak, sokağın duygusal dalgaları içinde “sevilmeyi” sağlamaktır.
Bunun adına “popülizm” de deniyor.
Sokak gündelik duygularla hareket eder, yarını, öbür günü düşünmez. Öyle bir sorumluluğu da yoktur.
Bu sorumluluk siyasilere aittir. Her kararın yarın, öbür gün yol açacağı etkileri, her cümlenin, her kelimenin yansımalarını düşünmek siyasinin işidir.
Sokağa teslim olan siyasilerin adlarının bugün tarih kitaplarının hangi sayfalarında yazılı olduğunu hatırlatmaya çalışmak bile abes. Sokağa teslim olmayan yarını, öbür günü, bir sonraki kuşağı düşünen siyasilerin adlarının hangi sayfalarda yazıldığı ise belli.
Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan ziyaretine taşıdığından daha büyük bir “tarihi” anlam yüklemenin gereği yok. Ama bu olay bugünün koşullarında, Türkiye’nin dünya ile ilişkilerinde, Türklerin kendi tarihleriyle barışmasında, Ermenilerin de kendi tarihleriyle barışmasında önemli bir değişimi başlatabilir.
Şu anda Kafkasya bir savaş alanıdır, Türkiye’nin belli şekillerde aktif olmasının istendiği bir bölgedir. Bu bölgede etkin rol oynayabilmenin de bazı koşulları var.
Cumhurbaşkanı Gül’ün futbol maçı dolayısıyla Ermenistan’a giderek yeni bir açılımı, en azından sembolik olarak başlatmasına “sokağın sahibi” MHP ile kendine radikal sağda yer aramaya devam eden CHP karşı çıktı. Böylece sokak harekete geçirilince AKP’liler de sokağa teslim olma havasına girdi.
Ermenistan ile başlayacak yeni bir açılımın Gül’ün futbol ziyaretiyle başlamasını “ulusal onur” gibi büyük kavramları kullanarak engellemeye çalışmak yerine “yarının” Kafkasya’sını ve Türkiye’nin hem bölgedeki hem dünyadaki yerini düşünerek, CHP de değerlendirmiyor, değerlendiremiyor.
Ama bunun bir de karşılığı var. Ermenistan’ın sokağı da Gül’ün gelmesini istemiyor.
Bizim sokak “gitmesin” diyor ve gerekçesini “ulusal onur ve gurur” gibi büyük kavramlarla açıklamaya çalışıyor. Ermenistan’daki sokak da “gelmesin” diyor, onlar da “onur ve gurur” gibi kavramları kullanıyor.
İki tarafın sokağı da, iki tarafın radikal milliyetçileri de aynı tavırda birleşiyor.
Bu bile durumu görmek açısından yeterli değil mi?
Gül’ün gitmemesi hem bizdeki sokağa hem de Ermenistan’ın sokağına teslim olmak anlamına gelir. Gül Erivan’da maç izlemeye gitmelidir.

