Soğuk savaş solculuğu

Haberin Devamı

Suriye’de iktidarda etnik temelli bir dikta yönetimi bulunuyor ve o yönetim, dünyanın önde gelen polis devletlerinden birini yaşatmakta, halkını her türlü özgürlükten uzak tutmakta kararlı.

Bu yönetimin siyasi kökeni, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Batı karşıtlığı ve Sovyetler’e yakınlığı dolayısıyla anti-emperyalist ve “sol” olarak kabul edilmiş Arap milliyetçiliğidir.

Etnik ayrımcılığa dayalı, halkına her türlü özgürlüğü yasaklamış, gizli polisi ve bölge siyasetinde en kanlı yöntemleriyle varolan bir rejimin “sol” olduğunu sanmak için ahmaktan bile öte olmak gerekir.

Burada hemen CHP Genel Başkanı’nı tenzih edelim. AKP hükümetinin Suriye krizi konusundaki politikasının ve girişimlerinin “Batı’nın taşeronluğunu yapmak” olduğunu söylerken herhalde Suriye’deki rejimin “sol” olduğu kanaatinden hareket etmiyordu.

***


AKP hükümeti, Arap baharının Suriye’ye ulaştığı andan itibaren uzun bir ortak sınıra sahip olduğumuz bu ülkenin sıcak bir çatışma alanı olmaması için çaba göstermiştir.

Bu çaba, yanıbaşımızda yaşanacak kanlı bir iç savaşın ve Batı’nın askeri müdahalesinin Türkiye’ye dönük yansımaları olacağı ihtimaline dayandırılmıştır ve dünyada da kabul görmüştür.

Ankara’nın, Suriye’ye yaptığı baskı, demokrasinin gelişmiş değerlerinin savunulması üzerine kuruludur ve sosyal demokratların, kendisini solcu addedenlerin de bu değerleri savunmaması düşünülemez.

***


Bu temel ilkelerin yanında Ankara’nın Suriye politikasındaki hassas alan, en baştaki kaygıdan kaynaklanan, her türlü gelişmenin Türkiye’ye, Türk toprağına olumsuz yansımalarına karşı bütün kapıların kapalı tutulması meselesidir.

Soğuk Savaş’ın kapalı ve korku duvarlarıyla örülü dünyasında “solculuk” sanılan birçok siyasi tavrın solculukla hiçbir ilgisi olmadığı, sadece kapalı dünyalar için bir mantık oluşturma aracı olduğu da çoktan doğrulanmıştır.

Ankara’nın, kendi iç sorunlarının yarattığı kamburlara rağmen, dünyanın ileri demokrasi ve özgürlük değerlerini savunmasından ancak memnun olunabilir.

Uzun bir ortak geçmişimiz, uzun bir ortak sınırımız olan komşu ülkenin halkına kansız, acısız bir gelecek için destek olmayı küçümseme, aşağılama tavrının altında yatan da, kendi ülkesinin, bölgesinin ve dünyanın geleceğiyle ilgili vizyon eksikliği veya yokluğundan başka bir şey değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR