Kitabı yüz binlerce kişi internetten indirdi, okudu. Şu ana kadar kimse, kitabın içeriğinde olağanüstü bir bilgiye ya da iddiaya rastlamadı. Sonuçta bu kitabın peşine neden bu kadar şiddetle düşüldüğü, kitabın neden imha edilmeye çalışıldığı sorusunun cevabı henüz ortada yok.
Bazı gazetelerde, “örgüt yöneticisi” olduğu iddia edilen bir kişinin kitabın yazarı olan Ahmet Şık’a kitapla ilgili “talimatlar!” verdiğine ilişkin bazı haberler yer aldı.
Böyle konuşmalar olmuş olsa bile bunlar herhangi bir suç teşkil edecek nitelikte konuşmalar değil.
Ülkemizde çok ama çok kitap toplatıldı, imha edildi. Yüzlerce kişi kitabı yüzünden, yazısı yüzünden, fikri yüzünden hapsedildi, hatta öldürüldü.
Bütün bu karanlık günlerin geride kaldığına inanmaya çalışırken son “kitap imhası” olayının ve iki gazetecinin tutuklanmasının yarattığı kötümserliğin ve tedirginliğin “muhatabı,” görevlerinden alınan polis ve savcı değildir.
Emniyetin veya yargının “sansürcü” faaliyetlerde bulunmasının önüne geçecek, bu uygulamaların yaşanmamasının güvencelerini sağlayacak olan siyasi iktidardır.
Gazeteci tutuklanması ve kitap imhası olayı, karanlık günlerin egemen anlayışlarının hâlâ var olduğunu ve imkân buldukları anda da ortaya çıkabileceklerini göstermiştir. 12 Eylül’lerin ve benzeri bütün girişimlerin yargılanması ve mahkûm edilmesi bunun için talep edilmektedir.
Terörle Mücadele Yasası bugünkü şekliyle işletilirken eski mantık da yürürlükte kaldığı için çok sayıda yazar ve yayıncı da o eski mantığın hedefi oluyor.
Bunlar karşısında “ne yapalım, yargı bağımsız, karışamayız” gerekçesiyle hareketsiz kalmak, o uygulamaların dolaylı teşviki olarak görülecektir.
Gazeteci tutuklaması ve kitap imhası olayları nedeniyle, Batı’da da Türkiye’deki demokrasi sıkıntılarıyla ilgili olarak sorular sorulmaya başlandı. Bunu hak etmediğimizi, bugün yaşadığımız tatsız olayların geçmişte yaşananlarla kıyaslanamayacak kadar az olduğunu düşünenler olabilir. Artık çorbaya beş sinek düşmüyor olabilir, ama bir sinek de o çorbayı içilmez hale getirir.
O tek sineğin çorbaya düşmemesi için tedbir alacak olan, bu güce sahip olan da sadece siyasi sorumluluk makamıdır.

