Siyasi etik

Siyasette etik olabilmesi için birinci şart hukukun tam olarak işlemesidir. Hukuk sürekli olarak eğilip bükülebiliyorsa, siyasi çıkarlar ya da amaçlar için esnetilebiliyorsa siyasette etik olması mümkün değildir

Haberin Devamı

Siyasette etik olabilmesi için birinci şart hukukun tam olarak işlemesidir. Hukuk sürekli olarak eğilip bükülebiliyorsa, siyasi çıkarlar ya da amaçlar için esnetilebiliyorsa siyasette etik olması mümkün değildir. Son seçimlerle ilgili tartışma, hatta seçim öncesindeki tartışmalar iki konuda da fazla sorunumuz olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Çünkü DEHAP "siyaseten" seçime sokuldu. Gerekçe çok basitti: DEHAP seçime sokulmazsa Avrupa'da büyük tepki olacaktı. Bu yüzden de bu partinin belgelerindeki eksiklik görmezden gelindi. Seçime giren DEHAP beklendiği gibi yüzde 10 barajın altında kaldı. Eğer DEHAP seçime giremeseydi, Güneydoğu illerinde birçok "bağımsız" aday çıkacak ve bunlar DEHAP'ın bu oylarını alarak Meclis'e gireceklerdi. Hukuk esnetildi, böylece şiş de yanmadı kebap da. Ama yine ne oldu, bu cinlik de siyaseti hukuk ve etik dışında bir oyun gibi görenlerin kendi ayağına dolaştı. Şu anda Yüksek Seçim Kurulu'na, seçimlere itirazların reddedilmesi için baskı yapıldığını tahmin etmek zor bir şey değildir. Ankara'da siyasetin nasıl yapıldığını bilen herkes bunu kolayca tahmin edecektir. Hukuk açısından ortada çok açık bir durum vardır.

* DEHAP gerekli koşulları yerine getiremediği halde halde seçime girmiş ve yaklaşık 2 milyon vatandaş bu partiye oy vermiştir. Bu 2 milyon vatandaş yanıltılmış ve seçim sonuçlarıyla "oynanmış"tır.

* Jet Fadıl olarak anılan kişi adaylık şartlarına sahip olmadığı halde seçime girmiş, kazanmış ve Meclis'e gelip milletvekili yemini ermiştir. Bu kişinin adaylık şartlarına sahip olmadığı itirazı bundan sonra değerlendirilmiş ve Siirt seçimi yenilenmiştir.

* Siirt seçimini iptal edip yenileyen "hukuk", 3 Kasım seçimlerinin iptali kararını da vermek zorundadır. Hukuken durum aynıdır. Olay, hukuki durumunun yanında siyasi etik açısından da ele alınmak zorundadır. 2 milyon seçmen yanıltılmıştır ve bu sayı seçimin kaderi üzerinde etkili olabilecek bir sayıdır. 2 milyon seçmenin oyunu "geçersiz" ilan ederek durumu kurtarmaya çalışmak siyasette etiğe boşveren bir anlayışın devamı olacaktır. AKP ve CHP, siyasette ve ülke yönetiminde tekrar etik kurallara ve hukukun üstünlüğüne dönüşü savunarak Meclis'e geldiler ve seçmen diğer partileri yok etti. Bu iki partiye düşen görev, sorumluluğu Yüksek Seçim Kurulu'na atmadan seçim kararı almaktır. Seçim ekonomisinden korkmanın da bir anlamı yoktur, çünkü bu yolda kullanılabilecek kaynaklar yoktur ve şu andaki hükümet bu kadar ağır bir sorumsuzluğu gösteremez.

DİĞER YENİ YAZILAR