Haberin Devamı
Tekrar ediyoruz, ama Başbakan yanlışlarında devam ettiği için biz de tekrarlamak zorunda kalıyoruz.
Her şey içeride. Dışarıda suçlu ya da sorumlu aramak, başarısızlığımızın kaynaklarını dışarıda aramak her zaman bizi biraz daha fazla yanlış yapmaya götürür.
Batı ülkeleri, PKK örgütlenmeleri konusunda istediğimizi yapmadı. Olabilir. Bazı yabancı güçler PKK’yı kullandı. Bu da mümkün. Ama kaynak içerdedir.
Batı’nın, PKK konusunda beklediğimiz duyarlılığı göstermemesinin nedenlerini esas olarak biliyoruz. Türkiye’nin demokrasi açısından epey bir eksiği varken, PKK gerekçelerini dışarıya anlatabiliyor ve kuşkusuz belli bir hoşgörüyle karşılanıyordu.
Ne zaman ki Türkiye’de demokrasi yolunda mesafe alınmaya başladı, Batı da PKK’yı sorgulamaya başladı.
Erdoğan ve birçok yönetici, sorunun köklerinin, ana köklerinin içerde olduğunu görmediği sürece, olaylara öfkeyle yaklaşmaya devam ettiği sürece herhangi bir gelişme sağlamamızın mümkün olmadığını geçen yıllarda yaşananlar sonuna kadar kanıtladı.
Ankara’daki siyasiler ipleri ellerinden kaçırmaya başladıklarını hissettikleri anda iki gerekçeyle halkı ikna etmeye çalışırlar. Bunlardan biri “dış düşman”dır, diğeri de “huzur bozan, kafa karıştıran basın”dır.
Başbakan’ın medyayı “terör yandaşı” olarak nitelemesinin ayıbı bir yana, öfkesini bu kadar kontrol edemeyen en yetkili yöneticinin gelişmelere ne kadar hâkim olabileceğini düşünmek gerekiyor.
“Yandaş medya” edebiyatı oldukça eskidir, birkaç istisna dışında neredeyse bütün iktidar sahipleri zora düştüklerinde medya düşmanlığına sarılırlar. Bu mantık askeriyle siviliyle hepsi için geçerli olmuştur. 12 Eylül’ün askerleri de aynı mantığa sığınırdı, bugün demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyen Erdoğan da aynı mantığa sığınıyor.
Oysa bir yana “dış güçler” adına duruma göre Avrupa, Amerika ya da eskiden olduğu gibi Sovyetler Birliği deyin, ne derseniz deyin ve onun yanına da “yandaş medya” koyduğunuz zaman sadece ve sadece aczinizi ifade etmiş olursunuz.
Başbakan bu öfke patlaması noktasında durmayı sürdürürse, Ankara’nın karar alma süreçleri biraz daha bozulacaktır.
“Terör yandaşı medya” deyip, “dış güçlerin taşeronu” deyip sonra da arkasına eklediğiniz “demokratik açılım devam edecektir” sözü hiç kimse için inandırıcı olmayacaktır.

