Siyasetin gölgesi

Ülkemizde yargının üzerinde siyasetin gölgesinin en ağır şekilde bulunduğunu son iddianame krizi bir kere daha gösterdi

Haberin Devamı

Ülkemizde yargının üzerinde siyasetin gölgesinin en ağır şekilde bulunduğunu son iddianame krizi bir kere daha gösterdi.

Van Cumhuriyet Savcısı daha önce Yüzüncüyıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın hakkında hazırladığı iddianame ile gündeme gelmişti. Bu dava da kamuoyunda çok tartışıldı, herkes birbirini yargıya müdahale ile suçladı.

Adalet Bakanlığı Rektör Aşkın ile ilgili olarak çeşitli açılardan tepki toplayan iddianameyi hazırlayan savcı için "inceleme" gereği duymamıştı.

Aynı savcı Şemdinli'de asker kişilerin karıştığı bombalı provokasyon olayıyla ilgili iddianamesinde üç asıl sanık olan iki astsubay ve bir PKK itirafçısının eylemlerinin "ötesine" geçti. Suçlamalar üst düzey komutanlara kadar ulaşınca kaçınılmaz olarak büyük gürültü koptu.

Bu kez iki gün sürdü tartışmalar ve suçlamalar. Muhalefet hükümete yüklendi, Başbakan Tayyip Erdoğan CHP'ye ve basına yüklendi.

Ve dün Adalet Bakanlığı teftiş kurulu Van Cumhuriyet Savcısı hakkında inceleme başlattı. İki müfettiş savcı hakkında inceleme yapacak.

Yargı bağımsızsa...
Bu, her fırsatta tekrar edilen "yargı bağımsızdır" tekerlemesinin boş olduğunu bir kez daha gösterdi. Böyle bir inceleme yapılması bütün savcılara işarettir: "Hangi konuda soruşturma yaparsanız yapın, belli bir 'düzey'in üzerine çıkmayın. Eğer düzey aşımına girerseniz üstünüze müfettiş göndeririz."

İddianame, adı üzerinde "iddia belgesi"dir. Kural, cumhuriyet savcılarının hiçbir etki altında kalmadan iddianame hazırlaması, burada getirilen "iddialar"ın gerçek olup olmadığınınsa yargılama süreci içinde ortaya çıkarılmasıdır.

Van Savcısı'nın iddianamesinin bir yanında Şemdinli olayı vardır. Savcıya müfettiş gönderilmesinin ardından sanık durumundaki iki astsubay ve bir PKK itirafçısı hakkındaki yargı sürecinin gerektiği gibi işleyip işlemeyeceği konusunda da soru işaretlerinin doğması kaçınılmazdır.

Adalet Bakanı, Rektör Aşkın hakkında da çok ağır suçlamalarda bulunmuş olan savcıya müfettiş göndermedi. Sürekli olarak "yargı bağımsızdır karışamayız" denildi. Bu "bağımsızlığın" bir tiyatrodan ibaret olduğunu yargının en üst düzeyinde görev yapmış hukukçular sürekli olarak söylüyor. Her olay da siyasetin gölgesinin yargının üzerinde yarattığı karanlığı gösteriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR