Siyaset her şeyin içinde

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok siyasi iktidarı ağır bir şekilde eleştirdi ve "yakın geçmişte görülmediği kadar yargıya nüfuz edildi" dedi

Haberin Devamı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok siyasi iktidarı ağır bir şekilde eleştirdi ve "yakın geçmişte görülmediği kadar yargıya nüfuz edildi" dedi.

Bunu en iyi bilecek konumdaki hukukçu olduğu için Başsavcı'ya inanmak durumundayız.

Buradan başka sorulara da geçebiliriz, geçmek zorundayız. Birinci soru ve asıl soru şudur: Siyaset hayatın hangi alanına nüfuz etmemiştir?

* Ekonomi alanı baştan aşağı siyaset nüfuzu altındadır. Bugün, siyasi iktidar istediği zaman en güçlü ekonomi grubunu bile zora sokabilir. İstediği zaman bir sektöre büyük kaynak akıtabilir, başka bir sektörü boğabilir.

* Siyaset eğitimin göbeğindedir. Bu alanda birçok düzenleme siyasi kıstaslara göre yapılıyor. Bu yüzden hükümet ile YÖK kavgalı.

* Siyaset sporun göbeğindedir. Federasyonlar siyasi etkilerle yönetilir, siyasi gelişmeler onları etkiler. Toplumsal hayatta büyük ağırlığı olan bu alan da siyasetin kuşatması altındadır.

Ekonominin, yargının ve diğer toplumsal alanların göbeğine yerleşmiş bulunan siyaset kendini çok güçlü hissedebilir. Ancak bunlar Türkiye'de yeni değildir, belki yargı açısından ağırlık daha artmıştır, ama hiçbir zaman da yok olmamıştır. Siyasi iktidarların kendi işlevi ve gücüyle ilgili yanlış yargıları birike birike bugüne kadar gelinmiştir.

Çağ dışı zihniyet
Bu durum "farklılık" iddiasını çok vurgulayan AKP iktidarı döneminde de devam ediyor.

Temel sorun, "siyaset" kavramına yüklenen yanlışlar ve bundan kaynaklanan yanlış anlamalar yığınıyla ilgili.

Bu birikim "temiz siyaset" kavramının toplumsal bir hedef olmasını da engelliyor. "Temiz siyaset" ancak kendisini gerçekten "temiz" hisseden bir toplumun uğrunda savaşacağı bir kavramdır. Ama her tarafı en küçük anlamıyla siyasete bulanmış bir toplumsal yapıda böyle bir mücadelenin altyapısının oluşması zordur.

Yargının en tepesindeki bir hukukçu siyasetin yargıya görülmemiş derecede nüfuz ettiğini söylüyorsa, zaten iş en başından bitmiş demektir. Çünkü temiz siyaseti toplum ister, yargı ise denetler. Ama bugünkü siyaset anlayışının, görülmemiş ölçüde nüfuz ettiği yargının böyle bir mücadelenin öncüsü olması çok da kolay değildir.

Önemli toplumsal ve hukuksal değişimler yaşıyoruz. Buna rağmen zihniyetler değişmiyor ya da çok yavaş değişiyor. En başta "siyaset" zihniyeti bir önceki çağda çakılıp kalmış olduğu için her değişim gelip bu duvara çarpıyor.

Başsavcı'nın uyarılarına bu gözle baktığımızda, sorunların derinliğini daha iyi görebiliriz.

DİĞER YENİ YAZILAR