Sis açılıyor

Hrant Dink cinayetinin ardındaki sis perdesi de habercilik peşindeyken karşılaşılan bilgi kirliliği de çözülmeye başladı

Haberin Devamı

Hrant Dink cinayetinin ardındaki sis perdesi de habercilik peşindeyken karşılaşılan bilgi kirliliği de çözülmeye başladı.

Spekülasyonlar temizlendiğinde ortada kalan birkaç gerçek vardır. Birincisi, cinayetin örgütlenmesinin herkesin gözü önünde gerçekleştiği ve baş örgütçünün de polis ve jandarma muhbiri olarak devletten para alan bir kişi olduğudur. Planlama ve hazırlıklar tamamen göz önünde yapılmış, jandarma olaydan bilgilenmiş, emniyet bilgilenmiş, ama sonuç değişmemiştir.

Gerçek çok vahimdir. Devletin güvenlik güçleriyle çalışan bir kişi olayı baş sorumlusudur.

***

Toz dumanın arkasından kalan ikinci gerçek de askerlerle polislerin başrolü oynadığı, katile Emniyet’te kahraman muamelesi yapılması sahnesidir.

Bunu birkaç polis ve jandarmanın işgüzarlığı ya da yanlış etkilerle hareket etmesi olarak görüp kapatmak da suça katılma anlamına gelir.

Üçüncü gerçek de karakol görüntülerini, eksik bilgi nedeniyle jandarma karakolu olarak veren televizyon kanalına Genelkurmay tarafından ceza uygulanmasıdır. Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıklamasında “komplo”dan söz edilmiştir.

Anlaşıldığı kadarıyla polis ile asker arasında karakol muamelesinin sorumluluğunu birbirine yükleme savaşı yaşanmıştır. Bu konuda Genelkurmay’ın cezayı gazetecilere kesme tavrı da çeşitli şekillerde yorumlanabilir.

Ama gerçek farklı değildir. Katile kahraman gibi muamele edilmesinin failleri hem polis görevlileri hem de jandarma mensuplarıdır.

***

Bu olayla ilgili bir başka gerçek de İstanbul Emniyet Müdürü dolayısıyla bir kez daha ortaya çıktı. Bu kamu görevlisinin, cinayetin ilk günü olayı “milliyetçi duygularla yapılmış kişisel bir eylem” olarak niteleyip soruşturmanın gizliliği kuralını da ihlal ettiği kamuoyunu yanıltmaya yönelik ve sorumluluğunu aşan bir icraatı oldu.

Olayın ardından Emniyet Müdürü ile ilgili olarak İçişleri Bakanı’nın korumacı tavrına bakıldığında da özellikle Emniyet örgütündeki “tarikatçı ilişkiler ve dayanışma” ile ilgili sorular tekrar gündeme geldi.

***

Bu cinayet çevresindeki kişilerin kendi yörelerindeki “ülkücü” çevrelerle ilişkileri de unutulmaması gereken bir başka gerçektir.

Şimdi birbirine bağlanması ve “derin devlet” ten söz edenlerin ucundan tutmaları gereken bütün unsurlar ortaya çıkmış bulunuyor.

Bundan sonrası hukuk devleti olup olmamakla ilgilidir. Bu tablonun üzerine sivil iktidar sahipleri ve askeri otorite birlikte ve uyum halinde gidebilirse bir sonuca ulaşılır.

*****

Not: Yine aynı korku
Amerikan Kongresi’nden Ermeni soykırımı kararının geçmesine bu kez kesin gözüyle bakılıyor. Eğer korkulan olur ve karar Kongre’den geçerse, arkası daha da hızlı şekilde gelecektir. Yani en umulmadık ülkelerin meclislerinden de aynı kararın çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Bu durumun bir tek açıklaması vardır: Ankara’nın bu konudaki resmi politikası tümüyle iflas etmiş ve o politika Türkiye’nin gereksiz ve haksız yere zarar görmesine yol açmıştır. Bu durumu, yani kendi yanlışlarını gizlemek isteyenler yine bağırıp çağıracaklardır. Halkı kandırmak için seslerini yükselteceklerdir. Ama sonuç değişmeyecektir. 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten üç paşanın sorumluluğundaki vahim bir olayın cezası bugün Türk halkına kesilmiş olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR