Haberin Devamı
Sorumlu mevkilerde bulunan siyasilerin sahip olmadıkları haklardan biri de “sokak” üslubuyla konuşmaktır. Çünkü sokak üslubu genellikle en kaba güdüleri, en basit duyguları öne çıkarır, böylece sıradan bir “faşist muhabbet”in yollarını açar.
Başbakanımız sık sık bulunduğu konumu unutuyor ve bunu yapıyor. Dün de üniversitede öğrenim yılı açılışında konuşurken kendisini kaybetti ve “Yahudi” kelimesini duyunca neler hissettiğini anlatıverdi.
Erdoğan bütün önemli icatların Yahudilerin eseri olduğu kanaatine nereden varmış bilinmez ama bu yanlış bilgi bir yana, “Onlar durdukları yerde hâlâ bunun rantını almaya devam ediyor” sözünün anlamı üzerine düşünmek bile gerekmiyor. “Bir icat yapıp hâlâ rantını yiyen Yahudiler” mülk sahibi olmaz, parayı mülke yatıracaklarına çalıştırırlarmış.
Erdoğan, mülk edinmeme konusunun bu ülkenin Yahudilerinin daha önce yaşadıklarıyla ilgili olduğunu da bilmiyor olmalı. Belki birisi çıkar da 40’lı yıllarda askeri olarak “hassas bölge” sayılan yörelerden Yahudilerin göçe zorlandığı zaman mülklerini nasıl elden çıkarabildiklerini, Varlık Vergisi olayında ekmek parasına el değiştiren apartmanları, 6-7 Eylül’den sonra ülkesini terk edenlerin mülklerinin kimler tarafından alındığını Tayyip Bey’e anlatır.
Uygar, demokratik, hukuk devleti olan ülkelerde mülk sahipliğindeki davranışları başkalarından farklı olmayan Yahudilerin Türkiye’de gayrimenkul edinmekteki tereddütlerinin nedenlerini öğrenirse daha sağlıklı yorum yapabilir.
Erdoğan’ın konuşmasındaki en ilginç bölüm “Ben belediye başkanlığım dönemimde inceledim” sözleri. İncelediği, İstanbul’da yaşayan Türk Yahudilerinin mal mülk durumlarıdır. Zaten Yahudi iş bilirliğine ilişkin yorumları da bu incelemeye dayanıyor.
Tayyip Bey, İstanbul Belediye Başkanı olduğu sırada böyle bir incelemeyi neden yaptığını açıklamak durumundadır.
İncelemesinin sonunda Yahudilerin “en iyi yerlerde kiracı oldukları”nı da tespit etmiş.
Böyle bir inceleme, araştırma yaptırmak için insanın hangi duyguların etkisi altında kalmış olması gerektiğini tahmin etmek güç değil. Üstelik de ister belediye başkanı olsun, isterse başbakan, hiç kimsenin vatandaşların herhangi bir kesimi hakkında böyle bir araştırma yaptırma hakkı ve yetkisi yoktur.
Sıradan anti-semitizm sesini ülkenin en önemli makamından yükseltirse, sokağa, gerçekten sıradan insanlara bunun neden kötü bir şey olduğunu anlatmak gerçekten zor olur.

