Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı kapsamlı bir operasyon için gerekli yasal adımlar atılıyor. Meclis’ten yetki aldığı andan itibaren hükümet, sınır ötesi bir operasyon için Silahlı Kuvvetler’e talimat verebilecek.
“Sıcak takip” ile “sınır ötesi operasyon” kavramları arasında herhalde askeri açıdan bir fark bulunmuyor. Bilindiği gibi Türk askeri, teröristleri sınır ötesinde, Kuzey Irak’ta kovalamış, burada sıcak çatışmalara da girmiştir.
Şu anda gündemde bulunan “sınır ötesi operasyon” kavramının ise zaman ve araç açısından daha kapsamlı ve geniş bir durum ifade ettiğini varsayabiliriz.
Hedef, PKK’nın üslenmiş olduğu Kandil Dağı’dır. Ancak aylardır bu konu görüşüldüğü için PKK’nın da kendi açısından bazı tedbirler almış olduğu öngörülebilir.
Kapsamlı bir operasyon sonrasında, gizlenmiş PKK’lılar yerine aynı yörede kasıtlı olarak oturtulan köylülerin de istemeden hedef olmaları ihtimali vardır.
Böyle bir operasyonun ardından dünya medyasında yaralı bebek ve kadın fotoğrafları yer aldığında operasyonun nedenlerini dünyaya anlatmak kolay olmayacaktır.
Son dönemde sınır ötesi operasyon ile “terörün belinin kırılacağı” mesajları veriliyor. Bu, PKK terörünün kaynağının “dışarıda” bulunduğu inancından kaynaklanan ve bu inancı besleyen bir tavır olarak ortaya çıkıyor.
Oysa terörün kaynağı ülkemizin “içinde”dir. Zaman zaman Suriyeli ya da başka ülkelerden PKK militanlarının ele geçirilmesi büyük anlam taşımaz, şu anda dağda silahla dolaşanlar, üç gün önce Türk askerlerini öldürenler yine Türk vatandaşlarıdır.
PKK’nın Kuzey Irak’tan sağladığı lojistik desteğin kırılmasıyla içerdeki terörist faaliyetlerde belli bir gerileme sağlanabilir. Herhalde askeri yetkililer somut hesapları yapmakta, bunu bilmektedir. Ama burada da “terörist öldürmek” ile “terörün kaynağını kurutmak” arasındaki büyük farkı görmek gerekiyor. Eğer her öldürülen ya da yakalanan teröristin yerine bir başkasını sağlayan bir kaynak varsa, önce bu kaynağın kaynak olmaktan çıkarılması gerekir. Bunun da ancak siyasi ve sosyal politikalarla olabileceği gerçeğini geçen 23 yıllık dönemde yaşadıklarımızla öğrenmiş olmamız gerekiyor.
Sınır ötesi operasyon, eğer Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminin birlikleriyle çatışmaya yol açar ve Türk askeri Irak bataklığının bir köşesine saplanırsa bu, bir beladan kurtulmaya çalışırken belki daha da büyük bir belaya bulaşmak anlamına gelecektir.
O durumda ise terörün kaynaklarının da daha fazla beslenmesi olasılığını da hesaba katmak şarttır.
PKK terörü, ne kadar dış destek alırsa alsın Türkiye’nin bir iç sorununun yarattığı çıkmaz sokağın adıdır.
Bu sokaktan çıkmak için akılcı yöntemlere başvurmak yerine daha büyük çıkmazlara saplanmanın maliyetini hesaplamak da zor değildir.

