Taksim alanının gösterilere kapatılmasının, 1 Mayıs için de izin verilmemesinin nedeni neydi? Olay çıkmasın, insanlar yaralanmasın, ölmesin, burnu kanamasın vs...
Peki dün ne oldu? Olay çıktı, insanlar yaralandı, polisler arasında da yaralananlar oldu, insanlar hastanelik oldu, kapalı alanlara atılan gaz bombaları yüzünden çok sayıda kişi yaralandı, 500’den fazla kişi gözaltına alındı.
Şimdi olay çıkmamış mı oldu? Halkın güvenliği, hem 1 Mayıs’ın kutlayan işçilerin hem de kutlamayan vatandaşların güvenliği sağlandı mı?
İstanbul’un merkezleri kuşatma altına alındı, insanlar işlerine gidemedi, bütün şehirde trafik kilitlendi. Bunların yarattığı maddi zarara, olaylara müdahale etmek için alınan olağanüstü önlemlerin maliyeti de eklenirse herhalde “1 Mayıs’ın tatil olması dolayısıyla ortaya çıkacak kayıp” fersah fersah aşılmıştır.
Gösteri sabah başlasa öğleyin sona erseydi yine insanlar bu kadar mağdur edilmeyecekti. Taksim’in daha bir gece önceden kapatılmasıyla bütün İstanbul’a yayılan gerilimin manevi zararının hesabını birileri yapmak ve vermek zorundadır.
Hükümetlerin, devlet yetkililerinin görevi, bu tür demokratik hakların kullanılması sırasında bütün vatandaşlarının, gösteriye katılmayanlar gibi katılanların da güvenliğini sağlamak, herhangi bir zarar görmemeleri için gereken tedbirleri almaktır.
Dün, tam tersi oldu. 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenler kutlayamadı, gösterilere katılmak isteyenler dayak yedi, ıslatıldı, üzerlerine gaz bombaları yağdı.
Gösterilere katılmayan vatandaşlar “bugün ne olacak” gerilimini yaşamanın yanında mağdur da oldu.
Bu durumda siyasi iktidar ve devlet görevini yapamamıştır.
Olaya yaklaşım tarzıyla, demokratik bir hakkın, emeğe saygının gerektirdiği özeni göstermek, yakın tarihimizin acı olaylarından birinden ders almamızı sağlamak yerine görevinin gereğinin tam tersine sonuçlara yol açmıştır. Güvenlik güçleri “orantısız güç” kullanmıştır, sendika ve parti binaları basılmış, kesinlikle kapalı alanda kullanılması yasak olan gaz bombaları buralarda kullanılmıştır.
Gelişmiş bir ülkede içişleri bakanı, vali ve emniyet müdürü hemen ’evlerine gider,’bütün yetkililer hakkında soruşturma açılır.
Ama bizde böyle bir şey olmayacak. Siyasi iktidar görevini ve sorumluluğunu bilmiyor, onun emrindeki devlet görevlileri de siyasi iktidara uyum sağlamak için yangına körükle gidiyorsa bu karanlık günleri tekrar tekrar yaşamaya mahkûm oluruz.

