Haberin Devamı
Tayyip Erdoğan’ın “benim o kadar köşe yazarım, silahşörüm yok” sözünün ardından çok daha fazla tepki gelmesi beklenirdi. Gelmedi.
AKP’ye “yakın” gazetelerde yazanlar arasında bu sözden alınan, kendi yaptığı işin niteliğini savunan da olmadı. Oysa bu yayın organlarında entelektüel kapasitesi, bilgi birikimi yüksek birçok yazar çalışıyor.
Bu gazetelerde her gün önemli siyasal ve toplumsal tahliller de yer alıyor. Ama yazarlar Erdoğan’ın sözleri üzerine susmayı tercih etti.
Fikir bağımsızlığını savunuyorsanız, birilerinin de AKP’ninkine yakın fikirler savunmasını yadırgamamalısınız. Siz böyle düşünürsünüz, başkaları başka türlü düşünür. Siz fikirlerinizi özgürce yazarsınız, onlar da fikirlerini özgürce yazma hakkına sahiptir. İşte burada bir soru: Özgürce yazma hakkına sahip midirler?
Bu soruyu sorarsak Türk basınının tümüne bakmamız gerekir. O zaman da şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Erdoğan’ın saldırdığı medya grubu içinde AKP’nin siyasetlerine yakın duran birçok isim bulunuyor. Tabii ki aralarında tavır farkı var. Bazıları geleneksel merkez sağ ve muhafazakâr düşünce adına AKP’ye yakın duruyor, bazıları ise şu andaki demokratik dengeler içinde AKP’yi desteklemek gerektiğini düşünüyor. Bu yazarlar, kendi fikir yapılarına uygun tavırlar almışlardır.
Kendilerini bağımsız hisseden çok sayıda köşe yazarı da bazı durumlarda AKP’nin tavrını savunmuş ya da AKP’ye yapılan haksızlığa karşı çıkmıştır. Yine aynı yazarlar AKP’nin yanlışlarını da kendi düşüncelerine göre yazmıştır. Ve tabii ki hem AKP hem de AKP düşmanları tarafından “hasım” olarak görülmüşlerdir.
AKP’ye yakın medya gruplarına baktığımızdaysa bu partiyi, hükümeti eleştiren bir tavır göremiyoruz. Örneğin bir hanım milletvekilinin her okula ibadethane açılması fikrine bile aşırı kibarca karşı çıkıldığını hatırlıyoruz.
Bu gazetelerde yazanların fikirlerine zaman zaman katılmak mümkündür. Ama “benim köşe yazarlarım, silahşörlerim” olarak görülmeye karşı çıkmanın, bu yazı ve fikir emekçileri için hayatını fikriyle, kalemiyle kazanan herkes için önemli bir nirengi noktası olduğunu düşünüyoruz.
“Erdoğan’ın köşe yazarı, silahşörü” gibi görülmeyi, AKP’ye yakın gazetelerde yazan çoğu fikir insanının hak etmediğini de açıkça söyleyebiliriz.
Bu lafın altında kalmaya devam etmeleri, mesleğimizin üzücü anılarından biri olacaktır.

