Silahlı Kuvvetler’in konumu

Haberin Devamı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün Silahlı Kuvvetler’le ilgili önemli açıklamalar yaptı. Bu sözleri dikkatle okumak gerekiyor:

“Türkiye’de Silahlı Kuvvetler’in AB’ye girmeyi amaçlayan, demokratik reformları gerçekleştirmek isteyen, çağdaş bir demokrasiye dönüşmek isteyen bir ülke olarak kendi yerini eskisinden daha farklı, daha demokratik, daha denetlenebilir bir çerçeveye oturtmayı içine sindirdiği izlenimini alıyoruz...

Silahlı Kuvvetler’in toplumdaki yerini daha demokratik, daha sivil denetimi temel alan bir anlayış doğrultusunda yeniden yapılandırmaya dönük bir ciddi çabanın sürdüğü bir dönemdeyiz, bunu bilerek yapıyoruz... Silahlı Kuvvetler de kendi yerinin bu yeni anlayışa göre şekillendirilmesine hak veren, buna yardımcı olan bir anlayış içine girmiştir...

Elbette Silahlı Kuvvetler, AB’ye girecek bir ülkede konumunun 15-20-30 yıl öncesinden farklı bir şekilde tanımlanmasını içine sindirecektir...”

***


Baykal’dan uzun bir alıntı yaptık, çünkü bu tahlil çok önemli ve çeşitli kesimlerin, kendi katı bakış açılarından görmeyi reddettikleri bir durumu anlatıyor.

2001-2002 yıllarında üst düzey bazı komutanların bir askeri müdahale hazırlığı içine girdikleri, ancak en tepedeki komuta kademesinde fazla destek görmedikleri için bu girişimlerin bazı planlamalar düzeyinde kaldığı artık biliniyor.

Aynı komutanların emekli olduktan sonra yürüttükleri siyasi faaliyetlerin de darbeye ortam hazırlama çerçevesi içinde yer alıp almadığı Ergenekon davaları sürecinde görülecek.

Baykal’ın tahlili Silahlı Kuvvetler’in bugünkü komuta kademesinin, Ergenekon davası dolayısıyla sergilenen bir anlayışı tümüyle terk ettiğini de anlatıyor.

***


Silahlı Kuvvetler kendi yaşadığı süreci birkaç konuda ortaya koymuştur. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un kamuya yönelik açıklamaları da bu değişim sürecindeki bilinçli gelişmeyi göstermiştir. Başbuğ’un konuşmalarını parça parça ele alıp farklı açıdan bakan ve eleştirenler de oldu. Ama bunların tümü ve son basın toplantısındaki “taahhüt” cümlesi Türkiye’nin askeri müdahaleler dönemini kapattığının en açık anlatımıdır.

Ergenekon dava ve soruşturmaları konusunda da Silahlı Kuvvetler’in bazı “insani dokunmalar” dışında önemli müdahale ve tepkilerde bulunduğunu söylemek haksızlık olur. Daha dün üç teğmen sivil mahkeme tarafından tutuklandı. İkinci Ergenekon davasının çatısı da emekli ve muvazzaf asker kişilerin faaliyetleri üzerine kurulu.

Bu ortamda, demokrasi dışı her türlü faaliyete karşı gösterilen tepkilerin Silahlı Kuvvetler’i kurum olarak tedirgin edecek üsluplara dönüşmesinin de artık önüne geçilmesi gerekmektedir.

Baykal’ın tahlili önemlidir ve demokratik gelişime önem veren herkes tarafından dikkate alınmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR