PKK’nın ikinci adamı Murat Karayılan ile Hasan Cemal Kandil Dağı’nda görüştü. Bu görüşme dün Milliyet’te yayınlandı.
Karayılan’ın söyledikleri, silahların susması için ortaya yeni ve ciddi bir fırsat çıktığına ilişkin güçlü bir izlenim veriyor.
PKK da uzun savaştan yorulmuştur, bundan sonra herhangi bir ilerleme sağlamasının mümkün olmadığını görmektedir ve silahların susması sürecinin açılması gerektiği aşamasına gelmiştir.
Karayılan’ın “görüşme” süreci için gösterdiği ilk iki adresle, İmralı ve kendisi ile bir süreç başlaması ihtimali bulunmadığı bellidir.
Üçüncü adres DTP’dir.
Bu öneri üzerine “İşte DTP’nin gerçek yüzü ortaya çıktı” diye bağıranlar olacaktır. Karayılan’ın yalan söylediği ve bu sözlerin asla bir hareket noktası olmaması gerektiğini söyleyenler de olacaktır.
Ama asıl önemli olanın silahların susması ve esas amacın da 26 yıl sonra kan dökülmesini sona erdirmek olduğu noktasından hareket etmek gerekiyor.
Aslında “görüşme” kelimesi yanlış anlamalara yol açabilir. Dağdakilerin indirilmesi ve PKK’nın silah bırakması için uzun görüşme ve tartışmalara ihtiyaç kalmamıştır.
Kürtçe kullanımı ile ilgili sorunlar çok büyük ölçüde sona ermiştir. Genelkurmay Başkanı ile bir kadının Kürtçe konuşması bunun simgesidir.
Öte yanda, silah dipçiğiyle dövülen çocuk vardır, ama bölgedeki en üst düzey komutanın bu çocuğu hastanede ziyareti de her türlü görüşmeden çok daha önemlidir.
Taş atan çocukların ağır hapis cezalarına çarptırılarak, potansiyel terörist olarak yetişmelerine yol açılması da çok kolayca düzelebilecek bir sorundur.
Türkiye, “Kürt yoktur, kırt kırt diye yürüyen dağ Türkleri vardır” sözünün ve anlayışının hâkim olduğu günlerden bugüne gelebildi.
Bugün bulunduğumuz aşamada, Karayılan’ın söylediği gibi “akil adamlar”ın bir araya gelmesine de aslında gerek yok.
Siyasi iktidarın atacağı iki adım vardır. Birinci adım, şu ya da bu nedenle kan dökülmesinin devam etmesini isteyenlerin seslerine aldırmadan DTP’ye yönelik operasyonların durdurulması ve bu partinin silahların susması sürecine katılmasının sağlanmasıdır.
DTP yöneticileriyle Cumhurbaşkanı görüşüyor, ABD Başkanı görüşüyor, Başbakan görüşmüyor. Bunun anlamsızlığını artık Başbakan da anlamalıdır.
Silahların çok hızlı susmasını sağlayacak ikinci adım da “af” konusudur. Pişmanlık yasaları amacına ulaşmadığına göre, dağdakilerin inmesi için bu yasalardan daha etkili olabilecek bir “siyasi af” Güneydoğu’daki havayı tümüyle değiştirecektir.
Bu tabii ki kolay değil, atılması güç bir adımdır. Çünkü 25 yıllık acıların bir anda geride bırakılması kolay değildir. Bu adımı atmak ciddi bir siyasi cesaret ister ve toplumları ileri götürenler de sadece bu cesarete sahip olanlardır.

