Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ basın toplantısında çok açık söyledi: Gömülü bulunan silahlar ve mühimmat Silahlı Kuvvetler’in envanterinde bulunmuyor.
O günden itibaren konu çok tartışıldı, çünkü Başbuğ üretilen silahların bir kısmının başka kurumlara da verildiğini, bir kısmının da ihraç edildiğini söyledi.
“Başka kurumlar” denilince akla ilk gelen Emniyet oldu, Emniyet de kendilerinin de eksik silah ve mühimmat olmadığı açıkladı.
Söz konusu açıklamalardan, bu silahların içerde üretildiğini anlıyoruz. Yapılan açıklamaların hiçbirinde bunların başka bir ülke menşeli olduğu bilgisi yer almadı.
Ordunun silah eksiği yok, Emniyetin de yoksa, o silah ve mühimmatın nasıl ve nereden geldiğini bu kurumların araştırması gerekiyor. Çünkü birkaç gündür gelen tepkiler, açıklamaların kamuoyunu tatmin etmediğini gösteriyor.
Silahları kimin gömdüğünü, hangi amaçlarla, yani hangi durumlarda kullanılmak üzere gömdüğünü ortaya çıkarmak hem Silahlı Kuvvetler’in hem de Emniyet’in sorumluluğundadır.
Silahlar Türkiye’de üretilmiştir ama yasal olarak bulunabilecekleri kurumlarda eksik silah olmadığı açıklanmıştır. O halde bunların üretim aşamasında kayıtlara sokulmadığı, o aşamada başka “merkezlere” gittiği de iddia edilebilir. Bu durumda, silahları üretenler ve ilgili kurumlara iletenler de soruşturma kapsamına alınmak zorundadır.
Bunca denetime rağmen, resmi kurumlardan silah ve mühimmat kaçırılabiliyorsa, bunun hesabını da birilerinin vermesi gerekir.
Genelkurmay Başkanı “bizde eksik yok” dedi, Emniyet de “bizde de eksik yok” dedi...
Ama gömülü silahlar konusunun bu iki cümleyle kapatılmasının mümkün olamayacağı da bellidir.
LAW ve mühimmat çıkan son kazının ardından bazı asker kişilerin tutuklanmış olması konusunda Genelkurmay Başkanı’ndan tatmin edici bir açıklama gelmedi.
Soruşturmaları yürüten savcılar ve tutuklama kararı veren yargıçlar elbette bazı bilgi ve kanıtlara dayanarak işlem yapıyor olmalıdır.
Gerek dava gerekse gömülü silahlarla ilgili görülen muvazzaf ya da emekli subaylar konusunu hafife almak dolaylı olarak “koruma” anlamına gelir.
Silahlı Kuvvetler’in bir an önce böylesi bir kuşkunun ya da ortaya çıkabilecek soru işaretlerinin dışına çıkması şarttır.
Bu da ancak kamuoyunun bu olayın hafife alınmadığına ve ciddi bir araştırma ve soruşturma yapıldığına inandırılması ile olur.

