Türk-Amerikan ilişkilerinin sıcaklığını tarif etmek için bulunan deyim "stratejik ortaklık"tı. Aynı deyimi önceki gece Ankara'ya gelen ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Rice da kullandı.
Ancak şu anda bu ortaklık stratejik değil "sıkıntılı" bir ortaklık. Bunun nedeni ABD yönetiminin Türkiye'nin kaygılarıyla ilgili olmaması.
Bush yönetiminin yürütmekte olduğu "dünya egemenliği" ve buna bağlı Ortadoğu politikası kapsamında Türkiye'nin kaygılarının dikkate alınmasını beklemek de kolay değil.
Sıkıntının bir yanı, Irak savaşının sonuçlan. Bu savaşın aldığı seyir dolayısıyla Amerikan yönetimi Kuzey Irak'ta Kürt "özerk" bölgesinin bir "yarı-devlet"e dönüşmesi için yeşil ışık yaktı.
Böyle bir devlet ya da yarı-devlet, hem Amerika'ya şiddetle bağımlı olacak hem de Musul-Kerkük petrollerinin bekçisi ve bu petrolden azami fayda sağlayan taraf olacaktır.
Bu devletin Türkiye'nin geleceği açısından taşıdığı anlam ayrı bir konu. Ancak şu andaki pratik sıkıntılardan biri PKK'nın "savaşa devam eden" kesiminin bu bölgedeki durumu.
Amerikan yönetimi Türkiye'nin güvenliğine yönelik bu tür oluşumlara taviz verilmeyeceği konusunda Türkiye'ye çeşitli defalar söz verdi. Ancak herhangi bir adım atılmadı.
"Irak'ta seçim yapıldı, artık kendileri hakkındaki kararları yeni Irak yönetimi verecek" sözü, gerçek durumu yansıtmayan bir kandırmacadan ibarettir.
Bağdat'ta nasıl bir hükümet kurulursa kurulsun, asıl kararlan verecek olan Amerikan işgal yönetimi ve Washington'dur. Irak petrolünü bölüştürecek olanlar da onlardır.
Kaplanla yatağa girmek...
Amerikan yönetiminin Türkiye'den önemli bir isteği daha bulunuyor. Bu da İncirlik üssünün kulanımıyla ilgili kolaylık sağlanması. Bu "kolaylık" sağlandığı andan itibaren de Amerikan yönetiminin İran ve Suriye ile ilgili "niyetleri" biraz daha açığa çıkacak. Çünkü öyle bir bölgesel askeri operasyonda İncirlik çok daha fazla önem kazanıyor.
Amerikan yönetimi şu anda Türkiye'ye "Siz 1 Mart tezkeresi ile askeri işbirliği yapmayı reddettiniz, sonuçlarına katlanın" diyor olabilir. Eski Dışişleri Bakanı Powell da Irak'ta direnişin sürmesini buna bağlamış ve kuzeyden operasyon yapılamadığı için bu bölgedeki Sünnilerin direnişi örgütleyebildiklerini söylemişti. Geçtiğimiz cuma günü ise Savunma Bakanı Rumsfeld benzer görüşleri dile getirdi.
Amerikan yönetimi, Ortadoğu'nun tümü için kurduğu planlarda Türkiye'nin "kayıtsız" ve "şartsız" yer almasını istediğinin bütün işaretlerini veriyor.
Bunu bir soruya çevirirsek, aklı başında herhangi bir vatandaşın buna "Peki" diyeceğini düşünemeyiz.
İsmet Paşa'nın bir sözü vardı, aşağı yukarı şöyleydi:
Büyük bir devletle müttefik olmak da zordur, kaplanla yatağa girmeye benzer...
Sıkıntılı ortaklık
Türk-Amerikan ilişkilerinin sıcaklığını tarif etmek için bulunan deyim "stratejik ortaklık"tı. Aynı deyimi önceki gece Ankara'ya gelen ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Rice da kullandı.
Haberin Devamı

