Şiddetle iç içe hayatlar

Haberin Devamı

Demişler ki:

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir... Yani önce nasihat edeceksin, sonra uyaracaksın, sonra da döveceksin...

Demişler ki:

Kızını dövmeyen dizini döver... Yani kızı baştan döveceksin ki ilerde yanlış bir şey yapmasın, sen de dövmediğin için pişman olma...

Demişler ki:

Dayak cennetten çıkmadır... Yani kutsaldır, sık sık uygulanmalıdır...

***


Bir süredir toplumumuzda inanılması güç şiddet olayları yaşanıyor. Kesilen başlar, bir köyün toptan imhası, bir ailenin toptan imhası... Bu olayları gördükçe “nasıl bir toplumda yaşıyoruz” sorusunu soruyoruz. Ardından gelen soru da şu: Bu şiddet olayları neden arttı.

Hayır, artmadı. Sadece iletişim araçları geliştiği için her şeyden haberimiz oluyor. Belki bazılarımızın hassasiyetleri geliştiği için bunların üzerinde durmaya, tartışmaya başladık.

***


Şiddetle iç içe yaşayan bir toplum olduğumuzu hatırlayalım: Aile içinde şiddetle, okulda şiddetle büyüyoruz.

Sonra diyelim ki siyaset yapmaya kalktığımızda şiddet kullanmak bizim için doğal oluyor.

Eğitim sağlam olduğu için küçük bir çocuk kavgasının ardından silahlar çekilebiliyor, bir trafik tartışmasının sonu insanların levyelerle birbirine girmesi oluyor.

***


Töre cinayeti denilen bir rezilliği de en ağır şekilde hâlâ yaşamaktayız.

Görevi insanların birbirlerine karşı şiddet uygulamasını önlemek olan kamu görevlileri, her fırsatta kendilerinden daha güçsüz olanlara karşı kibarca “orantısız güç” adını verdiğimiz bir tür şiddeti uyguluyor.

Kendisine şiddet uygulanmış olanlar da sonra başkalarına şiddet uyguluyor.

***


En önemli toplumsal sorununu şiddetle çözmeye çalışan bir toplumda hayat başka türlü olabilir mi? Çeyrek yüzyılda 40 bin kişi hayatının kaybetti, yüz binlerce kişinin hayatı mahvoldu ve biz seyrediyoruz. Şiddetin bir şekilde kendi kendine sona ermesini bekliyoruz.

Sonra birbirini dövenlerin, öldürenlerin çokluğuna şaşırıyoruz.

Şiddetle iç içe yaşamaya alıştığımızın farkında değiliz. Seyrediyoruz, bekliyoruz, sonra umut arıyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR