Sezer’in son günü

Haberin Devamı

Onuncu Cumhurbaşkanı Sezer’in görev süresi bugün sona eriyor. Sezer, siyasi kimliği olmaması dolayısıyla, dönemin üçlü koalisyon iktidarı tarafından bulunmuş ve seçilmişti.

Kendisinden beklenen ve istenen “siyasi” olmamasıydı. O yüzden adı herhangi bir siyasi tartışmaya karışmamış, önemli olaylarda taraf olmamış bir kişi aranmıştı.

Ama Sezer, bütün görev süresini en açık siyasi tavırları alarak tamamladı.

2001 ekonomik krizini başlatan “anayasa kitapçığı fırlatma” eylemi de siyasi duruşunun bir ürünü oldu.

***

Sezer’in tarih kitaplarına, “AKP’nin devletteki kadrolaşmasını engelleyen cumhurbaşkanı” ya da “tek kişilik ana muhalefet” gibi sıfatlarla geçeceğine ilişkin yorumlar yapılıyor. Tabii bunlar, Sezer’in AKP’ye karşı tavrını destekleyenlerin temennisi olarak da kalabilir.

Ancak görev süresinin tümüne ve çeşitli beyanatlarına bakıldığında, onuncu Cumhurbaşkanı Sezer’in CHP’nin bugünkü yönetiminin siyasi çizgisine neredeyse “paralel” durduğu da açıktır. O “duruş” belki AKP açısından belli sınırlar getirdi ama Cumhurbaşkanlığı makamının gerektirdiği bazı işleri yerine getirmesini de engelledi.

Bunun son örneği, Genelkurmay muhtırası dahil olmak üzere, üç ay önceki cumhurbaşkanı seçim sürecinde yaşanan büyük siyasi krizi tümüyle dışardan izlemesidir. Krizin büyümesini engellemek yolunda Cumhurbaşkanı’nın bazı girişimlerde bulunması kimse tarafından yadırganmayacaktı. Ancak Sezer, siyasi kişiliği ve kendisini “taraf” hissetmesi nedeniyle bu süreçte rol oynamamayı tercih etti.

***

Cumhurbaşkanlarının Anayasa’da yazılı görevlerinin ötesinde bütün ulusu temsil etmek ve bu temsil görevini her açıdan, zor günlerde yerine getirmek gibi bir işlevi de vardır. O işlev bazen deprem bölgesine ilk giden kişi olmakla, bazen ayı cinayetine tepki göstermekle, bazen zor anlarda ulusa moral konuşması yapmakla, bazen uluslararası başarı kazanmış sanatçıları kutlamaktan korkmamakla, bazen de siyasi kilitlerin açılmasına katkıda bulunmakla kendisini gösterir.

Bu açıdan bakıldığı zaman, Sezer toplumun “dışında”! durmuştur.

“Dışarıda” durduğu ve görevlerini sadece yazılı olanlar çerçevesi içinde gördüğü için sonradan neler olabileceğini düşünmeden, hesaplamadan anayasa kitapçığı fırlatabildi.

Bazı görevler sadece yapılanlarla değil aynı zamanda yapılmayanlarla da değerlendirilir. Sezer’in uzatmalı görev süresinin tümüne de bu açıdan bakmak ve ondan sonra hüküm vermek gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR